Neyi seversen... Neye karşı ilgi alaka hissedersen, o olursun...Çünkü sevdiğin şey ve sevdiğin kişi vücudunun kimyasını ve simyasını değiştirir..Alaka hissettiğin şey, seni değiştirir dönüştürür...Ne demiş mevlana;
"Gönül ne tarafa işâret ederse,
Beş duyu da eteklerini toplar o tarafa doğru koşar..." Bu yüzden sevdiğin ve alaka duyduğun şeyleri çok özenle seç... Sevdiğin şeyler senden daha değerli ve daha kıymetli olsun ki, kıymetini artsın...maddi manevi pahan yükselsin... Unutma..!
sen neyi seversen o olursun.. değerli olan sevki, Allah içini değerli olanlarla doldursun..
Nisa (KADIN) suresini açıp, Bir kez bile anlamını merak edip okumamış...Allahın kadınlara tanıdığı hakları ,kadınların toplum ve aile içerisindeki hukukunu öğrenmemiş, adı müslüman olan bacım, Amerika'da yıllar önce yaşanan, vurmalı kırmalı yakmalı dökmeli münferit bir olaydan dolayı kadınlar günü havasına girmiş..Hem, hemcinslerinin kadınlar gününü kutluyor...Hemde gelen tebriklerle mutlu oluyor...
Aklını seveyim senin aklını...Bir insan kendi cahiliyetini ancak bu kadar dışa vurur... Kendi değersizliğini ancak bu kadar belli eder... Bu ülkenin entel cahillerine diyecek başka hiçbir şey bulamıyorum..Nokta..
Niyetler,gideceğin yolu değiştirmese de varacağın yeri, alacağın sonucu değiştirir...
Bırak insanlar kötü olsunlar... Sen kötülerden olma..
İyi niyetinden dolayı kaybet... Ama iyi niyetini asla kaybetme...
İyilik iyidir azizim..İyilik iyidir .
Farklı evlerde,
Müslüman için gelecek yoktur...Yarın yoktur...Dünde yoktur...Dün bitmiştir...AN vardır..Şu an vardır..Gelecek korkusunu veren..Ve gelecekle alakalı vesveselendiren...planlar yaptıran şeytandır..Dün yoktur..Dünkü günahlarınızla alakalı paniğe kapılıp, Allah'tan ümidinizi keserseniz.. başkalarını Allah edinirsiniz..Bu yüzden, günahlarınız olduğunu bilin ... Tövbenizi edin...Ama asla ümidinizi kesmeyin...Eğer böyle korkularınız varsa, Allaha sığının..Samimi tövbe edin...Daha dünyadayken..ve henüz vakit varken günahlarınızla olan bağınızı buradayken kesin..Çünkü şeytan, kulların ümitsizliğe düştüğü anları kollar..
Allahın büyüklüğünden şüphesi olan şeytanın "gelecek" vesvesesinden korkar...Hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inandığını söyleyip... hakkı ile inanmayan insan, şeytani tayfanın planlarından korkar... Düne takılıp kalan insan, ümitsizliğe düşüp..sadece yanacağına odaklanır..Allah'tan ümidini Keser.. farkında olmadan şeytanın vesvesesinden korkar...Allahın cömertliğinden şüphe eden insan, vermekten, yardım etmekten..ve elindeki malın eksileceğinden korkar..Oysaki yeryüzünde ve Kainatta iğneden ipliğe... zerreden bütüne, bütün mülkün sahibi Allahtır.. dilediğine dilediği kadar veren O'dur...Onun malını mülkünü sahiplenip...kendi malıymış gibi biriktirip... üzerinde tasarruf etmeye çalışanlar, mutlaka bunun karşılığını ceza olarak Allahtan bulacaktır..Veren odur...Sen değilsin..Allah vermeyi diler..kanal olarak seni kullanmayı arzu eder..Ama sen onu vermeyip esirgersen, rabbimde sana vermekten vazgeçer..Yani veren değil..vermekten sakınan kaybeder...Allahın biyüklüğünden..Azamatinden..planlayıcılığından şüphe etmeyin...ALLAHTAN KORKAN...KULDAN VE KULUN PLANLARINDAN KORKMAZ...ALLAHTAN BAŞKASINDAN KORKMAYIN..KORKMAYAN KAZANACAK..Bizler, bir bilgisayar oyununun oyuncularıyız...Oyun bittiğinde, En çok veren..Ve en cesur olan kazanacak...Unutmayın..YARIN YOK..AN var....ŞU AN var...Şu an geçtiğinde bir daha geri gelmiyor...Çünkü DÜN'de yok... Bu yüzden Bırakın artık geçmişten korkmayın... bırakın gelecek için planlar yapmayı...AN'ı yaşayın.."Şu AN Rabbimi Razı etmek için neler yapabilirim" fikrine odaklanın...
ALLAH MUTLAK HAKİMDİR...O kulunun kalbini saniyede 40 kere yoklar.... kalbinizi görecektir...Ve sizi, Sizin onu sevdiğinizden daha çok sevecektir... NOKTA..
Ölmeden önce ölmek, sahip olunan mevcut bilincin ölüp, yeni bir bilinç mertebesi ile yola devam etme halidir..Bu hali yaşayan insan, bildiği herşeyi unutur..Kuyuya düşmüş..etrafı duvarlarla çevrilmiş gibi olur..kişi öldüğünde ne yapılır...Bir kuyuya konulur..Üstü toprakla örtülür..Kişi orada kendisi ve vicdanı ile baş başa kalır... Sorgu sual başlar..hesaplaşma başlar...işte kişinin bu hali yusufun kuyuya düşmüş hali gibidir...İnsan o haldeyken..yani kuyudayken kendisini hesaba çekip, günahları ile yüzleşip, acizliğini anlayıp, benlik duygusundan (bedeninden) kurtulursa,... Allah, yusufa gönderdiği gibi,o kişiyede bir kervan gönderir..Ve o kişiyi bulunduğu kuyudan çıkarır. ..Artık bu saatten sonra, yusufu saraya sultan olarak götüren süreç başlar..Bu sürecin adı, nefsi mutmainne sürecidir..Kişi bu süreçte, Allaha tam tevekkül eder..Onun tarafından her an her saniye görüldüğünü bilir...Allahın her an kendisi ile birlikte olduğunu bilir ..Ve Züleyhanın.. yani nefsin "Hey telek" "gel buraya" çağrısına,
-"Gelemem...Rabbim her an beni görmekte" cevabını verir..Ve bu sebepten dolayı zindana atıldığında dahi bu halinden razı olursa, kişi yine bir bilinçten ölüp, bir başka bilince...Yani nefsi raziye boyutuna doğar...Doğumlar bu şekilde süreeeer gider...Taaki nefsi kamileye varıncaya dek...Her bilinç mertebesinde, kişi bir önceki mertebede sahip olduğu bilgileri ve inançları unutur...Kendisine yeni bir şeyler fısıldanır...Ne demiş mevlana;
Her gün bir yerden göçmek ne iyi..
Her gün bir yere konmak ne güzel..
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş...
Kıymet görmediği yerde durur mu insan...?
Gülüşü zayi olur, gözyaşı ziyan..!
Devasa büyüklükte duyguları, küçük küçük cümlelere sığdırmaya çalışıyoruz..
Olmuyor...
Olur ya bir gün karşılaşırız..
Ne olur başını eğme,bak gözlerime..
Biz sessiz sedasızda anlaşırız..
Susarak bir ağıt yak gözlerime..
Bak ben yine aynı benim,sözümü tuttum..
Sahibinden ayrı düşmüş safkan bir küheylanım..
Bir yanım yaprak döker, bahar bahçe diğer yanım..
Dizginlerim sallanıyor,aitliğim besbelli..
Biri ona söylesin, ona esirdir canım...
Allah’ı seviyorum sanırdım! .. Ama anladım ki, esas olan O’nun sevmesi imiş... Allah bir kulu severse, onun kalbini Kendisi ile meşgul edermiş.
Beyazid-i Bestami Hz.
Oruç sadece bir ibadet değildir...Aynı zamanda bir arınmadır...oruç tutarken, aç kalan beden hazım işinden azad eder... ve kendi kendini temizlemeye başlar... vücutta yıl boyunca biriken toksinleri, kalıntıları, gereksiz yere vücudu işgal eden fazlalıkları karaciğer ve bağırsaklardan dışkı ile... böbreklerden idrar ile... kandan ise ter ile dışarı atmaya başlar...Bunun yanı sıra vücut ekstra çalışma işinden kurtulduğu için beyin ve diğer organlar kendisini nadasa çeker... Oruç tutarken ilk hafta yaşadığımız baş ağrıları ve halsizlik halleri vücudumuzda biriken toksinlerin ve kalıntıların hızlıca vücudumuzdan ayrılmasından kaynaklanır... Orucun vücudumuza en büyük getirilerinden biri ise, beden boş olduğu için, vücudun kainattaki faydalı enerjileri hızlıca kendisine çekebilme kabiliyetinin artmasıdır.. Çünkü enerjiler, dolu olan değil.. boş olan alanlara dolar.. vücudumuzdaki dolu alan boşaldığında, vücudumuz ihtiyaç duyduğu dünyevi ve manevi enerjileri kolayca kendisine çekmeye başlar.. Ramazan ayında insanların maneviyata ve kendi iç dünyalarına daha kolay yönelmelerinin arkasında yatan sebepte işte budur....Bu yüzden, oruca açlık olarak değil, ihtiyaçlık olarak bakmamız gerekir...
Son söz;
İçini boşaltki, Doldursun Rab..
Ramazan'ı hepimize şifa eylesin ya Rab...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!