Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar..
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar..
Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın..
Sesin ne kadar sıcak, sesin ne kadar yakın..
Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi..
Gülüşüne yağmur damlası çarpsa şiir olur...
bunu bir ben bilirim, bir de gökyüzü....
İnsanın tenini koklarsan sarhoş, Ruhunu koklarsan aşık olursun..
Ten kokusu uçucudur..Nefsle sevgi geçicidir..Ruh kokusudur gönülde bâkî kalan.
Gül bile edep ile sevilir...
Gülü koklamak isyen bağban, kendine çekmez,
Usulca incitmeden, üzerine eğilir...
Yer yerinden oynasa yıldızlar kaysa..
Gündüzüm gecem seninle aysa...
Mecnun Leyladan, kerem aslıdan caysa...
Sen yüreğimden zerre kaymazsın..
"Güneş battığında çocuklarınızı dışarı çıkmaktan alıkoyunuz.
Çünkü;
Bu, şeytanların yeryüzüne yayıldığı bir vakittir.." buyurmuştu efendimiz...
Ama gelin görünki; karımız kızımız, çoluğumuz çocuğumuz 9'dan önce eve girmez olduk...Bizler, şeytanları geçtik...Onlar akşam üstü çıkıyorlar..Biz, bir tek uyumak ve üzerimizi değiştirmek için evimize girer olduk ..
Önceden sistemin çarkları sadece evin erkeğini esir almıştı...Buna rağmen babalar bile saat sekizden sonra dışarı çıkmazdı..şimdilerce ise ailece esiriz..ve aile olarak sokaklardayız..Herkes çalışıyor..Herkesin cebinde veya hesabında para var...Ama ne iki yakamız bir araya geliyor...Nede alışveriş merkezlerinde, eğlence merkezlerinde,çay bahçelerinde, sinemalarda, cafelerde aradığımız mutluluğu bulduk...
Hepimiz hırslıyız... Hepimiz öfkeliyiz..Hepimiz sinirliyiz..Hepimiz kibirliyiz..Belkide hepimiz musallatlıyız...Ama bilmiyoruz...Kendimizi normal sanıyoruz ...
Güneş tenine dokunur yine.. Yastığın kokuna sarılır..
Gözyaşların yanaklarına kavuşur yine..
Peki ben?
Ben kavuşur muyum sana..?
Hz idris aleyhisselamın ölmeden önce cennete girme hikayesini hepiniz bilirsiniz...
Hz İdris Aleyhisselam çok sıcak bir günde yolda yürürken sıcaktan bunalır... Ve kendi kendine;
"Yarabbi Ben yeryüzünde bu sıcağa dayanamıyorum... Gökyüzünde güneşi tutan görevli meleğin hali nicedir... Ona salat et Allah'ım... Ona yardım et" diye duada bulunur... Bu dua güneşi tutan görevli melek'e iletilir... Dua meleğin çok hoşuna gider... Çünkü o güne kadar kendisine duada bulunan... Salat ve selam gönderen kimse olmamıştır.... Allah'ın huzuruna çıkar... Ve İdris Aleyhisselam ile görüşmek için izin ister... Bu izin kendisine verilir... Hz İdris Aleyhisselam ile görevli Melek görüşürler... Hasbihal ederler... Bu görüşme esnasında İdris Aleyhisselam, güneşi tutmakla görevli olan meleğe, Azrail aleyhisselam'ı görmek istediğini.. onunla görüşmek istediğini söyler... Görevli Melek onun bu isteğini Allahu teala'ya iletir... Hz İdris Aleyhisselam'ın bu isteği kabul görür... Hazreti İdris Aleyhisselam ile Azrail görüştürülür....Ve Bu süreçten sonra, hazreti idris ile azrail arasında bir takım olaylar gerçekleşir... Akabinde, hazreti İdris Aleyhisselam bir şekilde cennete girer.... Ve bir daha da oradan çıkmaz... Şu anda gökyüzünde ölmeden cennete giren iki peygamber bulunmaktadır... Bunlardan biri hz İsa diğeri İdris aleyhisselam'dır...
Gördüğünüz gibi her şey küçücük bir iyi niyetle ve bir dua ile başladı... Bu iyi niyet İdris aleyhisselam'a bir mucizeyi yaşattı..
Şimdi soruyorum sizlere.. Siz hiç gün içinde herhangi bir peygambere dua edip, selam gönderdiniz mi... Herhangi bir meleğe dua edip, selam gönderdiniz mi...Hiç kendi kendinize efendimizle sohbet ettinizmi...?
Dünyada yalnız değilsiniz...Sahipsizde değilsiniz...Herkes ile aranızda kalbi bir akış mevcut...Allah her an sizinle... Melekler her an sizinle... Ağzınızdan çıkan her şey duyuluyor ve görülüyor... Siz niyetinizi temizleyin...Ağzınızın içini temizleyin...görün bakın Allahu Teala sizin nelerinizi temizliyor... Siz yeter ki iyi olun.. kendiniz için istediğiniz her iyi şeyi Müslüman kardeşleriniz için de isteyin... Görün bakalım neler oluyor... Allah her an sizinle... Sizi dinliyor... Hatırlatayım istedim...
Gün gelir ömür biter,ismimiz unutulur...
Yıl biter yol biter, neslimiz unutulur...
Herbiri çiçektir amma bir tek gül kurutulur...
Bir gül gibi sakla da beni unutma emi...
Seninle bir dakika koca bir ömre değer,
Sendeki sevdam kine dönüşmediyse eğer..
Bugün;
Sadakanızı verdinizmi...
Kapınızın önüne yada bahçenize hayvanlar için bir kap su, bir kap süt, veya bir kap mama bıraktınızmı...
Bir yaşlının poşetlerini elinden kaptınızmı...yada koluna girip yürümesine yardım ettinizmi...
İhtiyaçlı bir komşunuzun veya bir yetimin bulunduğu evin kapısını çalıp, bir ihtiyacını karşıladınızmı...yada maddi imkanlarınız müsait değilse bile, hali hatrını sorup, ona yalnız olmadığını hissettirip duasını aldınızmı....
Küs olduğunuz birine telefon edip veya kapısını çalıp, Allah için ilk affeden oldunuzmu...
Sahi neydi güven..?
GÜVEN, göle maya çalmaya giden Nasrettin Hoca'ya, eşinin;
"O kadar yoğurdu kim yiyecek..?“ demesiydi…
Anlayabilene..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!