sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam..
memleket gibi esir ve yoksuldur odam...
İnsan anladığı ve anlaşıldığı ile çiçek açar...
Ey Gönül!
Ey içimizi karartan karanlık çağ...
korkmuyoruz karanlığından...
Karar karara bildiğin kadar...
Çünkü aydınlığın başlangıcı, karanlığın en yoğun olduğu noktadır...
Ve biz zifiri karanlıktayız...
Birlikteyiz..
Muhammed suresi 7.ayet;
" Ey iman edenler! Allah’ın dinine yardım ederseniz,O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır..."
Pekiiii....Ne Allah’ın...ne de gönderdiği dinin bize ihtiyacı varmı...?
yok.... Öyleyse nedir bu ayetteki gizli sır...? "NİYET"....
Bizi Kurtuluşa erdirecek olan şey niyetlerimizdir...Allah bizi niyetlerimizle imtihan etmektedir..Biz Allah'ın dinine yardım etmeye niyet ettiğimiz...Ve bu uğurda yola çıktığımız vakit, safımızı belli etmiş oluyoruz...Diğerlerinden farkımızı ortaya koyuyoruz.. Allah'ta hem dünyayı hem ahreti hizmetimize veriyor.. Ummadığımız anlarda, Ummadığımız yardımlar imdadımıza yetişiyor....Allah'la iş birliği ne hoştur görebilene....Ne mutlu onun için verebilene..onun için sevebilene..onun için vazgeçebilene..onun için savaşıp,onun için ölebilene...
Her arayan bulamaz ama bulanlar arayanlardır...demiş beyâzıtı bestâmi hz'leri... İnsanlar sürekli arayıştadır... Ama asıl aradıklarının kendileri olduğunu bilmezler.. Bu yüzden oradan oraya savrulur dururlar.. hem kendileri ziyan olurlar...hem vakitlerini ziyan ederler...Hemde ömürlerini ziyan ederler...öylece ölüp giderler...Nitekim, neyi bulmak istediğini bilmeden sürekli aramaya kalkmak insanoğlu için ziyandır... İşte bu yüzden asr suresinde;
"İnsanlar ziyandadır... Sabredenler ve Hakkı tavsiye edenler müstesna" diye buyurulmuştur... İnsanlar asıl aradıklarının mutluluk olduğunu zannederler... Fakat asıl mutluluğun kendilerini bulmak olduğunu bilmezler.. Bu yüzden doyumsuzdur insanoğlu... Bu yüzden bir şeyi bulduğunda, yine başka şeyleri aramaya devam eder... Başka çiçeklere konmayı hayal eder....Ancak inanarak, ve neyi aradığını bilerek arayanlar, aradığını bulabilirler..."Bal arısı çiçeğe konan tek böcek değildir...fakat ondan bal çekmeyi bilen yalnız odur" demiş Goethe..Ne güzel izah etmiş, hedef ve sonuç ilişkisini..
Evet...insan kendisinin ne olduğunu, yada ne olmadığını bilirse... Ne yapmak istediğini bilir.. ve görevini bilir... Neyi nerede arayacağını...neyi nerede bulacağını bilir... Neyi nereden alacağını neyi nereye koyacağını bilir...
Bana göre çağımızın en büyük hastalığı, gerçekte "KİM" olduğumuzu bilmememizdir... Kim olduğunu bilen,Henüz yeryüzünde iken kimlik arayışını bitiren kişi, arama işini bitirir... görevine başlar.. tohum tohum olduğunu bilirse... toprak toprak olduğunu bilirse...Su , su olduğunu bilirse... Yani her şey kendisinin ne olduğunu bilirse, tabiattaki verim mükemmel olur...Asla hiç kimse, elma ekip nar yemeyi hayal etmez..Bu durumu ne güzel özetlemiş Mevlana;
Ey insan, sen görünüşte maddî varlığınla "küçük bir âlem"sin. Fakat mânen , gerçek varlığınla, "büyük bir âlem"sin.
Peygamber efendimiz bir defasında:
“Ey kadınlar topluluğu..! Sadaka veriniz.. günahlarınıza çok tövbe ediniz... Çünkü ben (Miraç gecesinde) cehennemdekilerin çoğunu sizin teşkil ettiğinizi gördüm” buyurmuştu... Orada bulunan kadınlardan biri;
"Biz neden cehennemdekilerin çoğunu teşkil ediyoruz?" diye sorunca, Rasülü Ekrem Efendimiz;
"Çünkü siz çok lanet ve beddua ediyor.. ve kocalarınızın iyiliklerini unutuyorsunuz" diye cevap verdi...
Lütfen ağzınızdan 'LANET' ve 'BELA' kelimelerini kaldırın.. Mümkün mertebe BEDDUA'dan sakının... Bunların üçü ağzınızdan çıktığı andan itibaren şeytan olup sizin veya çocuklarınızın vücuduna giriyor... Sizin vücudunuzda yaşamaya başlıyor... tövbe etmediğiniz sürece de sizin vücudunuzda veyahutta çocuklarınızın vücudunda sizlere hayır dışı işler yaptırıyor..Daha başka türlü musibetlerle karşılaşmanıza da zemin hazırlıyor..
Toplumda günahların her türlüsü konuşulur..tartışılır..Televizyonlardaki gerek dini vede gerekse tartışma programlarında Allahın varlığı bile tartışma ve program konusu yapılırda, nedense; faizin haram olduğunu konu alan tek bir televizyon programına dahi rastlamazsınız...
Niçin...?
Çünkü, müslüman ülkeleri yöneten medya patronları, aynı zamanda gerek görünür vede gerekse görünmez şekilde bankaların sahibidir..Tüm ülkelerin halklarını bankalar üzerinden soyarlar..İnsanlara paylaşmayı değil..birikim yapmayı aşılarlar..İnsanlar akşamlara kadar, sabahlara kadar eşşek gibi çalışırlar.. birikim yapıyorum diye, paralarını götürüp, bankaya yatırırlar..Ağızlarına faiz veya katkı payı diye bir parmak bal çalınır...Bankaların sahipleri onların kazandıkları parayla keyif çatlatırlar...avam olan hslk ise, çalıştığını biriktirdiğini bile yiyemeden göçüp gider...Bu şekilde yaşarkende, birikim yapacam diye, en yakınındaki insanların..hatta hatta anne babasının, kardeşinin bile yaralı parmağına işemez..
Bir ülkenin insanları kolayca nasıl sömürülür...yada kolayca nasıl helaka sürüklenir derseniz, bunun en kestirme yolu, onların ülkelerine bankacılık veya finans sistemlerini sokup, onları bir şekilde faize bulaştırmakla mümkündür...Zaten dikkat edin..Osmanlıyı yıkıma götüren süreçte böyle başlamıştır...Kanuniden sonra, devletin içine önce yahudi tefeciler ve faiz, sonrasında ise bankacılık sistemi sokulmuştur...Gerek devlet vede gerekse insanlar, bu yöntemle hem borca sokulmuş, olmayan para ile yahudi bankerlere gebe bırakılmış.... hem de faize bulaştırılmıştır...Gerisini biliyorsunuz zaten...Faiz lobisinin geçmişi yeni değildir..Tapınak şovalyeleri hayatları boyunca bu işle uğraşmış...Hem insanları borçlandırarak mallarını ellerinden almış.. ülkeleri bu yöntemle kuşatmış...hem de onları faize bulaştırmıştır...
Son söz;
TELEVİZYONLARDA TARTIŞILMASI (GİZLİ)
Fakir veya ihtiyaç sahibi biri, sizden yardım istiyor...
"Allah versin" diyorsunuz...
Sokağınızdaki hayvanlar aç geziyor...
"Onların rızkını Allah veriyor" diyorsunuz..
Birileri Allah'ın hükümlerine saldırıyor.. Allah'a saldırıyor. Kur'an'a saldırıyor...peygambere saldırıyor..
"Allah dinini korur" diyorsunuz..
Farzetki ben gittim..
ne yaparsın..?
Ben ki senin testin, bir kırılırsam..?
İçtiğin suyum hem, ya bozulursam..?
ben senin esvabın, işin, meşgalen...
Bensiz anlamını yitirirsin sen...
"At pisliği üzerindeki saman çöpüne konan sinek, at pisliğini derya.. saman çöpünü gemi.. kendisini de kaptanı derya zannedermiş.." demiş Mevlana...Zanlarımın aksine at pisliği üzerindeki saman çöpünden başka birşey değilim yarabbi... Fırtına çetin... Rüzgar kavi...Ben bu acizliğim ve döküntülüğüm ile bi o tarafa, bi bu tarafa yalpalanıyorum....Ama biliyorum ki, kaptanı derya sensin..Dümen senin elinde....Ve dua dua yükselen sessiz çığlıklarıma yetişeceksin...
Sessizce bekliyorum yarabbi....
Fırtınaların amacı, her zaman kırıp dökmek değildir..Bazende çürük yapıları uçurmak, çeri çöpü denize süpürmek...Değişimi hızlandırmaktır...
Yaşadığımız bu fırtınadan çıktığımızda, hiçbirimiz fırtınadan önceki aynı kişi olmayacağız..Bilinçlerimiz bir perde daha hakka yükselecek..
Bu yüzden ben derimki,, gençlerden ümitsiz olmayın..Allahın kudreti, saniyenin binde biri kadar bir vakitte, yeryüzündeki tüm kalpleri değiştirmeye..idrakları açmaya muktedirdir...Ümit var olun..Yarınlar bizimdir...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!