Merhaba dostlar,
Bir tartışma ortamına bir geri bildirim yaptığınız zaman, bu ‘zamanı’ nasıl arayıp da bulduğunuzu sorgulayınız lütfen; o ‘zaman’ı, siz mi ayırdınız; yoksa kendi kendisini mi oraya sürükledi bu ‘zaman’?
Bir tartışmaya başlatıcı olup, onu orada öylece bırakmak yerine, paylaşımın devamını getirmek, daha ileriye götürmek çok önemlidir. Sanat adına görüşlerimizin tartışılmasını daha genişçe sağlamak adına, böylesi bir yazıyı, ‘zaman’ sorununu biraz daha deşmek için kaleme aldım elbette. Aslında böylesi konuların, henüz kendi paylaşımlarımıza rast gelmezden önce tartışılması zorunlu olmasına karşın, ancak bir geri bildirimde zor durumlara düşenlerin sorunu olarak izole edilmektedir.
merhaba şair / okur dostlarım,
dinsel tema / figürlerin betimlediği şiirlere ne yazılır? neler yazmak gerekir? yazmak zorunlu mudur? yazılmasında ne yarar vardır / yoktur?
bazı şiirlerin türü didaktik olmaya başladığında, içindeki mesajlar okura doğrultulanmaya başlar.. şiirsellik, kendi akıcılığına büründürdüğü anafikrini sunmayı amaçlar. zaten sanatçı da, birikimini seçtiği sanat tarzıyla ifade etmek durumunda değil midir?
merhaba üye dostlarım,
seçki.. kesinlikle kişisel kriterlere bağlı olmak konumunda kalmaya mahkum bir seçim ürünü..
peki, 'kim, daha az subjektiftir? ' sorusu mu bu kez yanıtlanmalı burada.. yani, benzer yetkilerle kayıtlanmış üyelerin sitedaş (belki de rekabet eder konumdaki) varlıklarının, birbirleri için tehlikeli olmaya başladığı bir nokta mı var? onları da bu noktadan korumak için, rekabet kurulu gibi bir yapı zorunlu olur muydu?
merhaba şair / okur dostlarım,
Şiirde ilerlemeye çalışan ve gelişme yolunda çaba gösterenlerden biri olarak,
belki yararlı bir konu üzerinde foruma benzer küçük bir fikir teatisi kümesi kurabilir, belirli bir noktaya ulaşabiliriz umarım.
Eklenen bir şiirin hece ölçüsü, (ölçüden sınırlı anlamda bir dize içindeki heceyi sayıyorum) genelde ahenk dışı amaçlarla da uygulanan bir yöntem olmaktadır giderek. Bu, eşit hece sayılı dizenin, ahenkli veya akıcı olduğuna ilişkin teorinin bir sonucu gibidir.
merhaba şir / okur dostlarım,
şiir, sadece beğenildiğinde bir yorumu almakla sınırlı kalmamalı,
site üyeliğinin özellikle, kendini ispatlamış ve beğenilen şairlerin, şiirlerini okutma, üyelere ihsan ettiği birikimi sunma anlamına gelmez gerçekten.
merhaba üye dostlar,
paylaşım ortamının içeriği konusunu, tartışma odasına çekmenin çok yararlı olacağını düşünüyorum.. böylece, toplumsal konuları kişiselleştirmeksizin, birlikte söyleşmenin de tadını artırabiliriz.. kişisel sayfalarda ekli olan değerlerin, grup paylaşımına yorulması mümkün olmayabilir.
grup paylaşımının esası, ortama sunulmuş olan yapıtları ifade etmekte olup, burada paylaşılması halinde üzerinde görüş / yorum yapılması biçimindeki iletişimdir, duyuru / çağrı asma noktası olarak yorumlanması dostların iletişimini azaltır. buradaki zümrenin amacı, paylaşımın odak noktasını güz çocuklarına merkezlemek, buluşmak, buluşulan yerde konaklamak, sanatsal bir doyumla ayrılmak, olabilir..
Merhaba şair/okur dostlar,
Genel olarak sanal paylaşım ortamlarında (şiir WEB sitelerinde, çok az sayıda e-posta gruplarında) şair, şiirlerinde seçeceği temaya, biçeme, kurguya karar vermesi, diğer şiir niteliklerinden hangisinde ilerleme göstermesi veya yoğunlaşması gerektiğini anlaması için bu sitelerde bazı temel özelliklerin bulunmasını ister.
Şiir WEB sitelerinin okunurluk oranlarının kaliteyi yükselttiği dikkate alınırsa, okurların hangi şiiri daha çok tıkladığı veya beğendiği ölçütü çok önemli. bu nedenle, şairin çok okunan şiirini belirlemesi, doğrultusunu bu geri bildirime dayalı olarak değiştirmesi ve bu yolla kendisini geliştirmesi için, şiirlerinin okunurluğa göre sıralanması çok yararlı bir site özelliği ve bir sayfada görülmesi de büyük kolaylık olacaktır.
merhaba,
seçilen tema ve şiir kurgusu çok iyi olabilir bir şiirde.. bütünlük, duygu aktarımı başarılı olabilir. ancak ses ahengi konusu ise biraz karışıksa, o zaman başka. şiiri bu defa detaylı incelemek gerek:
normal olarak şiirin akışına ses ahengi vermesi beklenen uyaklar ve bunların tümünün de dizelerin sonuna yerleştirilmişliği, bazan sert sessizlerin veya geleneksel kullanımının dışına çıkılarak yürütülen deyimlerle kırılıyor.
Merhaba şiir dostlarım,
Neden şiir yazarız?
(bunun tersi, 'neden öykü yazmayız' anlamında değil; 'neden bir sanat icra ederiz' anlamında ise) ..
Kentlerin bir şiiri olur mu? Kentlere, şiir yazılır mı? Kent dediğin, iki kuru bina, toza dumana boğulmuş petrolün bin bir türünün diğerine karıştığı, ömür tüketen yanıcı bileşenleri değil mi? Bu kadar robota bulanmış köşegen maddelerin içinde, bir şiire renk verecek öğeleri nereden bulabilirsiniz? Hangi imge sizi, yüreğinizi kısırlaştıran döngüden kurtaracaktır?
Kent, ne yaparsanız yapın, sizin ayrılmaz bir bileşeniniz olur; günle başlayan, geceyle sonlanan döngüsünün içine dalarak, çarkının dişlerinde canlı kalmaya çabaladığınız zamanların özeti gibidir. İster tarihî, isterse güncelin öğeleri; durduk yerde kimseye “beni yaz! ” demez, hele geçim derdine düşenlerinse, eline kalem değmez.
Yine de bir şeyler olmalı demek ki; kenti yazacak, yaşadığını birilerine duyumsatacak olan sözler. Bir çoğu, gündelik yaşamın sıkıntılarını, diğerleri de kısa günün kârı olan mutlu anları, saatin iki tiktakı arası yaşanabilecek her ne varsa.. Örneğin, seyyâr satıcının kendine özgü pazarlama sesi, her gün aynı dakikada gelmesi beklenen servis minibüsü; aynı saatte gezdirilen bir fino; kır saçlı, yaşlı terzinin aynı şıklığı; anaokuluna bırakılan şen şakrak çocuk, anasından zor ayrılan bebe.. Bunların tümü de olgulardır; olup bitmektedirler, gözlenmektedir ve deneylenmektedir. Öte yandan, çoğu olayın bir döngüye girmesi ve yinelenmesi de, bizim için fasit daire oluşturan ve yaşamın anlamını zorlayan kalıcı bir tarza, babadan kalan kalıtıma dönüşebilir de.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!