Bakmayın egolu güçlü göründüğüme
Doğan Güneşte gözlerim kamaşır
Ay tutulunca efkar çöker ruhuma
Başım Önümde utanırım
Korkuyorum, kırık bir kalbe girmekten
Yıkık bir handa konaklamaktan
Bu günde sensiz uyandım
İnsan varlığına alıştığı gibi yokluğuna alışamıyor yıllar geçsede
Saatleri yıl sayan bir özlemden
Mevsimleri kovalayan bir yalnızlık çıkarabiliyor
Eliyle koymuş gibi bulabildiğine, elmiş gibi yabancılaşıp, hiç olmamış saysada,unutamıyor
Yaşamım bana emanet edilmiş bir sır gibi
Ne tam içine girebildim ne dışında kalabildim
Ne kendime ait hissedebildim ne başkasına verebildim
Issız bir limanda adı sanı belli olmayan bir gemiyi bekler gibiyim
Ne zaman nereye, nasıl gideceği belli olmayan bir gemiyi
Ömrüm bu sırrı korumakla açığa çıkmasın diye çabalamakla geçti
Erzurum'a kar yağıyor
Üstünde ince bir mintan
Ayağında kara lastikler
Delik pantolon cebinde elleri
Küçük tezgahında leblebi tozu
Çifte minarenin önünde
Küçük bir dereydim denize dökülen
Gözlerinin hapsinde esir yaralı bir kuş
Esaretin böyle güzel olduğunu bilseydim
Savaş açardım bütün özgürlüklere...
Dalgalı kumral saçları vardı
Akdenizde kıyıya vurur,
Meltem gibi okşardı yüzümü
Hüzünlü kalbime meftun gibiydi
Susardı, konuşmazdı yara sarardı
Uzaktan kokusunu alır gibiyim
Aklı olan Eylülün neyini sevsin
Üşüten bir yalnızlıkta dökülen sarı yapraklar
Çıplak dal üşür hasretinden
Toprağa kök salmış umut kırıntısıdan
Çiğ taneleri dökülür güneşin doğuşuna
Yönü belirsiz rüzgar sesinden ağıtlar yükselir
Eyy ıssızlık
Gecenin koynunda ki derin sessizlik
Çiseleyen yağmur
Üşüten rüzgar
Dalga sesleri
oturduğum bank
Ezber bozmak gibi huyum var
Suyun akışına ters yüzmelerim, fırtınaya, tipiyle karşı sırtımı değil yüzümü dönmelerim var
Bıçak sırtında, onca yorulmaya değdimi diye düşünmüyorum
Doğru yaşamak uğruna İflah olmaz bir arzuya esaretim,
Her zaman dik durmaya cesaretim var.
Kalp aynı kalpti
Gönül aynı gönül
Farkeden sevdaydı
Farkettiren sevdanın konduğu dal, sığındığı limandı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!