Bozuk saatlerin içindeki güvelerle beraber…
Gökteki yıldızlar senkronize ,
Ulan İstanbul;
Cehennem gibi keder yuvasısın.
Tıklım tıklım acı çekerken,
Soğuk kar taneleri
Tatlı mu tatlı
Ellerime düşmesini
İstiyordum
İlkbaharda çiçekler açarken
Kirlenmek güzelken
Yıkılsın bu alem,
Tekamül ettikçe ben?
Damlalar ile yazarken …
Hissetmek ister misin mısraları?
bu halde anlamaz beni yar
Dualar bile cevapsızken
su gibi aziz ol
her zaman berrak
her yerde ihtiyaç ol
insanlar seni değerini
yok olduğunda anlasın
Gökte ki kürsüsü olan sultan-ı yeğah
Yeryüzünde mecnun olmuş bir derviş
Bu hicran vaktinde ister mi gönül hakkı?
Hak bilir mi ki nefsinde boğulmus bir kulu?
yeryüzü sarsılıyor
duyuyor musun süra'nın sesini
bu bir yıkım değil
büuük bir uyanıstır
o süra basit mecazdır
aslında dünya bir döngüdedir
Gafletten anlamaz
Kendini bile umursamaz
İnsan içine de çikmaz
Derdi ise başkadır bunu
Ne olduğunu anlama
Aklı bir karış havadadır
yol bir varlıktır
zıtlıklar la anlam kazanır.
başı vardır sonu yoktur
tao beni dinlemez
duymaz görmez ama
bu bir taş kırılgan
bir taş savrulan bir
taş ama
bir sorun var taş
bir vazoda yani
içinde
keder bittiğinde bir huzur dolu bir sükûnet oluşur
bir kahve eşliğinde o oluşan sohbet gibi
bütün dertlerin bir nebze unutulurken
hoş bir müzik kulaklarını tuhaf bir melodi ile gıdıklarken
mutluluğu anladım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!