Eskiz bir defterde
Bir dolma kalemle
Kırılmış bir kalp vardı içinde
Yalnızken gülen ama
Ağlayan bir halde
her bir anda aynaya bakarım
zaman bile derya deniz
benim gemim ise batıyor
limandan uzakaştıkça sudaki balıklar
selam verir bana
ben kainattan hiç bir şey
anlamam
her şey değişir durur
ben ise sadece izlerim
o dünya sarkaç misali
benim derdim geçmişte
ölülerin mısralarında
onlar benim öğretmenim
onları tanımam ben
bu hayatta
Mürekkep lekesi o kağıda akarken
Sen o imzayı atmayı düşündün?
Sanki cihanın yükünü omuzlarında,
Ama kendi içinde yorgun düştün.
Devam etmek zorunda bir kalem ile
Adımlarımın içinde ki o minik hasret
Söndü parça parça
Yapboz gibi bir araya getirsem bile
Tekrar eskisi gibi olabilecek mi ki?
Hırs dolu o anlarda bile
Benim olan değil
Benim olamayacak
kadar uzak
Tutar mı beni?
Yıldızlarla baş başa
Eyy ezilmişlik
Kimse ulaşamasın senin yanına
Yoksul paryaların zincirlerini yoksullar yıkar
Panayır içinde parangalar eskittim
Aşkın şiiirini hissettim ve yazdım
Bitene kadar…
Ve hızla solacak kalbimiz
Kalbim ağırlaştıkça
Sürgün umutsuzluklarda
Yaralı ,acımasız kalplerle
Eksiltili toplamların dünyasında
Kaldırımların sonunda ki kavşakta
Aşığın nur ile kaplı olduğunu bilir misin?
Yüzünden akan o taşkın telaşlı his ile
Bir yandan erirken içim
gönül başka bir yerde ayık halde
arasında değilken bile fena halde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!