Türkiye Cumhuriyeti demokrasisi olan bir devletin devamı değildi.
O günkü toplum padişahın kulu bir teba anlayışı içinde demokrasinin ne olduğunu bilmiyordu bile.
İkinci meşruiyet ile başlayan süreci de demokrasi olarak açıklamak mümkün değildir.
Hayatımı delip geçen dipsiz avuntularla oyalanırken
Mavi gökyüzüne bakarken kaybolan çizgilerde
Gece gelmeden yıldızları indiririm gökyüzünden
Sabahı bekleyemem ısınmak için
Üşüdüğümde
Çocuklarım gelir aklıma
Bu bayramda babası alamadı bir kıyafet
Misketleriyle oynarken
Misket bombaları ile çocuklar öldürüldüğü gün
Kopmalıydı kıyamet
Sanmayın ki küçük kurşunlar ile
Dünyaya yeni gelen her bebek için
Zamanın süzgecinin delikleri küçüktü
İnsanın yaşı ilerledi beli büküldü
Yaşlılığa büyümüş çocukluk denildi
Sürekli yakınırız!
Çocukken yaşam daha güzeldi diye!
Her insanın bir tek çocukluğu aklında, yüreğinde ve anılarında temiz kalır.
İnsan yaşamında kirlenmemiş/kirletilememiş tek dönem çocukluk döneminidir
12 Eylül 1980 tarihinde çocukluğumu vurdular!
O yara ile büyüdüm ve mücadeleye giriştim.
12 Eylül 2012 tarihinde çocuklarımın ekmeğini vurdular!
Birbirimizin ayağına basa basa
Omzuna değe değe tıka basa yaşıyoruz
Konfor alanlarımız çok daraldı
Sığamadık bir türlü dünyaya
Çoğaltmak lazım;
Suda balıkları, gökyüzünde kuşları, yeryüzünde yüzü gülen çocukları, insanın tutunabileceği dalları çoğaltmak lazım.
Kalpte sevgi ve ilgiyi, usta bilgiyi, davranışta görgüyü, insan insana saygıyı çoğaltmak lazım.
Hiçbirimiz dünyaya neden geldiğimizi bilmiyoruz. Çok az insan bunu öğrenebilir bu konuda seviyesini yükseltmiş bir şekilde yol alabilir. Dünya da niçin olduğunu ve neye hizmet ettiğini bilmeyen insanların böyle bir kaygısı yoktur. Çoğunlukla o kaygısızlık günü gelir bir boşluğa düşürür insanı. Boşluğa düşen insan hiç tanışmadığı amaçsız olmanın bedelini mücadele azmini yitirerek başka bir tuzağın kucağında bir anda bulur kendini. Mücadele azmini kaybettiği için düş kırıklığı yüzüne vuran insanların da kullandığı bir maskedir. Benden bu kadar sığınma alanına pes deyişini yüzüne yansıtarak bahane üretir insan. Dünya düzeni barış, huzur, sevgi, adalet ve mutluluk için tasarlanmış bir yer değildir. Huzursuzluk üreten tek tarafa yontan bir paylaşım anlayışını besleyip büyütmüş olmanın bedelidir ödenen. İnsan kendi eserinin görüntüsünü en son yüzüne yansıtır ve ışığını söndürür.
▪️Önder Karaçay ▪️
Yazacağım bilgileri çoğu insan parayla satarak öğretiyor. Beklentisi doyumsuz negatif frekans tesirleri yayan kötülüğe karşı beklentisi doymuş olumlu frekans titreşim uyanış tesirler ile yarım kalan devrimi tamamlayacak iradeyi büyütmek için hiçbir beklenti içinde olmadan ve örgütlü bir kötülüğe alet olmadan bu çabayı neden ısrarla sürdürdüğümu yazma zamanı geldi.
Bir insanın olumlu frekans almasını engellemek için gündemi sürekli olumsuzluklar ile bu sebeple dolduruyorlar.
Savaşları bitireceğim diyerek ve korku üreterek dünya savaşı üretmek isteyen delilik iste bu kötücül saldırının bir frekansıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!