Şiir şairi uçuran kanattır, okuduğu şiiri anlayıp analiz etmek başlı başına bir sanattır. Şiire ehemmiyet verip. Yorumuyla açıklık getiren Edebiyatın anası, Saygı değer hocamıza saygılarımı sunuyorum.
Tülay Yıldırım
Konu ve teması yalnızlık ve sevgi olan bir şiir. Şairimiz belki de yalnız değildir çevrede bir çok insan olmasına rağmen ,sevilenden ve sevgiden uzak olma durumu kendini yalnız hissetmesine sebep olmaktadır.
Benzetmelerin , mecazların yer aldığı şiir güzel ve sanatkârâne bir üslûpla kaleme alınmıştır.
Hisseden yüreğin duygularını yangılarını yazan gönül kaleminiz tükenmesin Sayın Hocam.
Saygılar sunarım.
Bu köy benim canım,senin değilmi
Taşıyla toprağı yerinde kalsın
İnsanlar gitmesin gurbet ellere
Ayşe'yle,Fatıma köyüde kalsın.
Herkese yetecek,ekmek olursa
O Köyün İlk Girişi
Orada bir köy var, Şair Derya,
Biz o köyün ilk girişine aşina.
Yıkılmaya yüz tutmuş, yorgun kerpiç duvarlar,
Çökmeye hazır çatının altında, nice ömürler.
Köyün Merkez Cami'si
Tarihidir köyün merkez camisi
Saflarından kimler gelip geçmedi
Kuzey batı yamacında çeşmesi
Yudum yudum suyun kimler içmedi.
KÖYÜN SOKAKLARI BİRDE SEN VARSIN
Aklımı alıpta dağlara salan
Beni benden alan çaresiz koyan
Her seher vaktinde uykuya üryan
Küçücük yüreğimin
Kocaman fırtınası…
Estikçe beni benden alır götürür.
İçimdeki çaresizliği hissederim,
Bir umut — seni, beni yarına götürür.
KEYFİYETE KÖYÜM SUZUZ KONULMAZ
Keyfiyete köyüm suzuz konulmaz
Bu derde bir çare bulalım ağam.
Gel seninle doğru yolu bulalım
KİBİR KAFESİ
Bir ayna diktin önüne, dünyayı ardında bıraktın,
Ne bir el öpmeyi bildin, ne bir gönül almayı.
Kendi sesinden başka ses duymaz oldun,
Büyüklük dedin, küçüldükçe küçüldüğünü anlamadın.
Kıbrıs Türküsü
Yirmi Temmuz şafak söktü, günlerden Cumartesi,
Saat henüz altıyı on geçiyordu,
Beşparmak’tan yankılandı top tüfek sesi,
Bir başka doğdu güneş, Hilorion’dan bakıyordu.
İdrisin bağına dogru,Haçıoğlu bagının başlangıcıdır.Buraların toprağı genelde kilidir.Buraya eskiden kiliğin der derdik,bu mevkiden kil toprak kazarak hayvan sırtında,kimileri kendi sırtlarına alarak kazıp eledikleri toprağı getirip çamur yaparlar,evlerinin odalarını ve dış cepesini sıvardılar.
Aynı topraktan sakız gibi kıvamlı kazmayla,keserle koparılabilen ve sıvanın üzerine ayrıyeten cila yapmaya yarayan kil vardı,bu kil topraktanda bir miktar alınır,akşamdan suya konularak kireç gibi kaymak halini alması saglanırdı.Temin edilen kil cila olarak sıva yapılan yerlere yaldız olarak sürülürdü.Kireç nedir bilinmezden evel ve imkanlar kısıtlı oldugu zamanlar sıva ve yaldız hep böyle yapılırdı.
Sıva işine Göçmenler erbabptı.Göçmenler evlerinin tavanlarını dahi sıvarlar,yaldız denen kile istedikleri rengi vererek,oturup,barındıkları yerlerde insanın içine ferahlık veren bir görünüm ve gönül hoşlugu içerisinde idamelerini sürdürürlerdi.Bu insanlar emeklerini esirgemezler,ölçülü,tertipli,nizam,intizam içinde yaşarlardı.
(Ömer Tural.2007)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!