Herşeyin bir zamanı var,
Günü gelecek elbet.
Tam ölümsüzmüşüm dediğinde,
İşte o zaman kopacak kıyamet.
Oyun zamanı elbette oyun,
Çocukken oynadığım bilyelere,
Saçımı okşayan tonton dedelere,
Gelecek korkusu yaşamadığım o günlere,
Elveda demek zorundayım delikanlı.
İnsanlara yaptığım şaşkın bakışlara,
Gittikçe erbap olacağı yerde,
Neden takılır kalır ellerim,
Dizeleri döktürmek bir yana,
Hal hatır soramaz oldu dillerim,
Üstün körü karalardım her halimi,
Etme şeytan, çekil kulağımın dibinden,
Artık beni, sen bile kandıramazsın,
Senin fısıltını da çok dinlemiştim önceden,
Kulak zarıma yapışıp, ezan okusan duyuramazsın.
Her yanımı hazırlamışım büyük savaşa,
Dil de sussun, gönülde,
Yormayalım artık şu canı,
Vurmuş gidende, gelende,
Dayanır mı buna bu fani?
Götüremezsin hırslarını,
Aynaya bak gör, artık kendini,
Yalnız kendini değil, gör tüm alemi,
Baki değil bütün yer ve gök,
Anla insanoğlu sende fanisin fani.
Güvenme gençliğine günler su olur akar,
Tut ki sevdası öldürdü,
Ben ölümü takar mıyım?
Günde dokuz kez ölüyorum.
Ölümden korkar mıyım?
Yaşamak nedir bildim mi?
Aranma, sebep yok bence ortada,
Çıkar baklayı ağzından, yutkunup durma,
İşini kolaylaştırayım istersen,
Yanımda iken uzaklarda olacaksan,
Boşluklara bakıp dalacaksan,
Lafı sokup, ardından uzunca susacaksan GİT.
Devran döner, devir değişir.
Yine şarkılar söylersin gönül,
Baktığın o beyaz kağıt buruşur,
Kaybettiğin zamana ağlarsın gönül.
Bu köprüden sen kaç kez geçtin,
Gönlüm yine bendine sığmaz olmuş,
Gözlerim ise zirvelere dalar gider,
Aklım karışır, ayaklarım dolaşır,
Bu günüm dünümden daha beter,
Çıksam derim şu yüce dağın başına,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!