Ölümdür Bu Sevda Şiiri - Rasimin Gönül Dili

Rasimin Gönül Dili
259

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Ölümdür Bu Sevda

Kızıl bir mızrak gibi saplanıyor göğsüme şafak
Damarlarımda dolaşan zehirli bir sarmaşık adın
Sessizliğin uçurumlarından yuvarlanıyor umutlarım
Gözbebeklerimde eriyor kardan yontulmuş heykeller
Ölümdür bu sevda ruhuma giydirilmiş ateşten gömlek

Karanlık sulara gömülüyor güneşi taşıyan gemiler
Paslı bir hançerle oyuluyor kalbimin solgun duvarı
Nefesimi boğuyor kül rengi bulutların ağır gölgesi
Zamanın kırık çarklarında ufalanıyor bütün yeminler
Ölümdür bu sevda ruhuma saplanan zehirli mızrak

Yüzünün haritasında kaybolmuş yitik bir seyyahım
Çöl fırtınaları savuruyor içimdeki yeşil vahaları
Kanayan bir yara gibi sızlıyor sensizliğin her anı
Yıldızların intiharına tanık oluyor kör pencereler
Ölümdür bu sevda ruhuma kazınmış silinmez lanet

Ay ışığı donuyor kirpiklerimin kederli uçlarında
Suskunluğun zindanlarında çürüyor en masum dualar
Gölgenin ağırlığı eziyor yürüdüğüm bütün yolları
Aynaların sırrı dökülüyor yorgun ve yenik yüzüme
Ölümdür bu sevda ruhuma sarılan dikenli tel örgüsü

Mezar taşlarına kazınıyor yarım kalmış masalımız
Rüzgarın acımasız ıslığı dağıtıyor küllerimi savurarak
Zemherinin ayazında kavruluyor çatlamış dudaklarım
İhanetin kara yılanı çörekleniyor sevdanın sunağına
Ölümdür bu sevda ruhuma biçilmiş sonu gelmez sürgün

Gökyüzünün kanayan göğsünden damlıyor yakarışlar
Puslu ufukların ardında yitiyor baharın tomurcukları
Yosun tutmuş bir çapanın denizin dibine vuruşuyum
Körfezin çamurlu sularında çırpınıyor yaralı martılar
Ölümdür bu sevda ruhuma çekilen ağır demir perde

Harabelerin ortasında ağıt yakan dilsiz bir baykuşum
Geçmişin hayaletleri dans ediyor isli odalarımda
Tuz basılıyor kan revan içindeki hüzünlü hatıralara
Kıyametin borusu çalıyor kalbimin viranelerinde
Ölümdür bu sevda ruhuma inen merhametsiz giyotin

Gecenin rahmine düşüyor vuslattan kopan kara ateş
Gözyaşımın kurak vadilerinde boğuluyor çaresizlik
Bir tabutun soğuk çivileri çakılıyor suskun dilime
Son dua gibi titriyor ismin çatlamış dudaklarımda
Ölümdür bu sevda ruhuma serilen kara kefen bezi

Kırık bir kadehin keskin kenarında kanıyor dudaklarım
Şarabın kızıl tortusuna karışıyor zehir zemberek anılar
Mevsimler küsüp gidiyor içimdeki harabe bahçelerden
Sonsuzluğun boşluğuna düşüyor tutunduğum bütün dallar
Ölümdür bu sevda ruhuma çakılan paslı demir çivi

Volkanların öfkesiyle patlıyor göğsümdeki zindanlar
Küllerin altında kalıyor yeşermeyi bekleyen düşlerim
Sislerin ardında kayboluyor sığındığım o güvenli liman
Dalgalar merhametsizce dövüyor çatlamış kayalıkları
Ölümdür bu sevda ruhuma kazılan isimsiz soğuk mezar

Sessizliğin çığlığı sağır ediyor karanlık koridorları
Duvarlara yansıyor paramparça olmuş ruhumun sureti
Kanatları koparılmış bir kartal gibi düşüyorum boşluğa
Zirvelerin karlı rüzgarları donduruyor akan kanımı
Ölümdür bu sevda ruhuma mühürlenen sonsuz karanlık

Bir masalın kötü cadısı çalıyor en güzel kelimeleri
Karanfili boynu bükük kalıyor kan gölüne dönmüş avluda
Şehrin bütün sokakları senin yokluğunun çıkmaz sokağı
Adımlarım tükeniyor bu amansız ve çetin yolculukta
Ölümdür bu sevda ruhuma giydirilen ateşten pranga

Rasimin Gönül Dili
Kayıt Tarihi : 28.08.2026 15:21:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!