Biliyor musun... Ben eskiden pek konuşmazdım. İnsanların yanında sessizce oturur, onları dinlerdim. İçimden geçenleri anlatmak yerine içimde biriktirirdim. Sonra ne yapardım biliyor musun? Şiir yazardım... Şarkı söylerdim... Söyleyemediklerimi kelimelere bırakır, içimde kalanları bir şiirin arasına saklardım. Bazen bir şarkı açar, kimseye anlatamadığım şeyleri o şarkıya emanet ederdim. Çünkü konuşmak bana zor gelirdi. İnsanlara kendimi anlatmak, ne hissettiğimi söylemek, birinin karşısında içimi açmak... Bunların hepsi bana ağır gelirdi. Ama sonra zaman geçti. Ve ben değiştim. Konuşmayı öğrendim. Önce birkaç kelimeyle başladım. Sonra kendimi anlatmaya... Bir gün fark ettim ki içimde biriktirdiklerimi artık sadece şiirlere bırakmıyorum. İnsanlara da anlatabiliyorum. "Bugün iyi değilim" diyebiliyorum. "Buna kırıldım" diyebiliyorum. "Bunu sevdim" diyebiliyorum. Hatta bazen hiçbir sebep yokken oturup kahkaha bile atabiliyorum. Eskiden sadece dinlerdim. Şimdi konuşuyorum. Eskiden insanların arasında kendime bir köşe arardım. Şimdi insan içine karışıyorum. Yeni insanlarla tanışıyorum, sohbet ediyorum, gülüyorum. Ve biliyor musun, bunun ne kadar güzel bir şey olduğunu sonradan fark ettim. Çünkü insan bazen kendi sessizliğine o kadar alışıyor ki sesini çıkarmayı unutuyor. Ben de uzun süre öyle yaşadım. Ama şimdi anlıyorum... Susmak güzel, ama her şeyi içinde tutmak değil. Şiir güzel, ama bazen şiire yazdığını bir insanın yüzüne de söyleyebilmek gerekiyor. Şarkı söylemek güzel, ama bazen kendi sesinle "Ben buradayım" diyebilmek daha güzel. Ben bunu öğrendim. İnsanlarla konuşmayı, gülmeyi, sohbet etmeyi... Ama en önemlisi, kendimi saklamamayı. Hâlâ bazen susuyorum tabii. Çünkü sessizliği de seviyorum. Ama artık sessiz kaldığımda içimde söyleyemediğim şeyler olduğu için değil... Bazen sadece biraz dinlenmek istediğim için susuyorum. Geçmişteki halime baktığımda onu suçlamıyorum. Çünkü o zamanlar bildiğim kadarıyla yaşıyordum. Şimdi ise önümde başka bir hayat var. Daha çok konuştuğum, daha çok güldüğüm, insanların arasında kendim gibi olduğum bir hayat... Ve sanırım büyümek biraz da bu. Kendi içine kapanmış bir çocuktan, hayatın içine karışabilen birine dönüşmek... Dün söyleyemediklerini bugün söyleyebilmek. Dün sadece dinlediğin yerde bugün kendi hikâyeni anlatabilmek. Ben hâlâ şiir yazıyorum. Hâlâ şarkı söylüyorum. Ama artık tek farkla... Eskiden onları söyleyemediklerimi anlatmak için kullanırdım. Şimdi ise yaşadıklarımı paylaşmak için kullanıyorum. Ve galiba en güzeli de bu: Eskiden içimi şiirlere ve şarkılara dökerdim. Şimdi ise hem konuşabiliyor, hem gülebiliyor, hem de hayatın içine karışabiliyorum. Çünkü sonunda öğrendim... İnsan bazen kendi sesini bulduğunda hayata da yeniden karışıyor. Ben sesimi buldum. Ve şimdi... Sadece dinleyen değil, anlatan da benim. Sadece susan değil, gülen de benim. Ve artık hayatın kenarında değil, kendi hayatımın tam ortasındayım.
Osman Işık 2Kayıt Tarihi : 8.11.2026 05:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!