Aziz Çınar Şiirleri

104

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

1986 Konya doğumlu..İvriz Anadolu Öğretmen Lisesi mezunu..Daha sonra KTÜ Türkçe Öğretmenliği mezunu.Arada sırada çeşitli konularda şiirler ve yazılar yazmakta..Evli ve 2 çocuk babası

Aziz Çınar

Hatırlatmayın bana dokuzu beş geçeyi,
Hele puslu geçen o geceyi....
Söyletmeyin kasım adlı iki heceyi,
Bu benim en büyük yasım.
Bu Atam'ın öldüğü tarih 10 Kasım.

Devamını Oku
Aziz Çınar

beşerin Allah ugruna kalp atışı
ırmağın lavlar üstüne akışı
imanındansa bacımın sacını kapatışı.
karışmayın bu sizi ilgilendirmez......

kelime-i sahadet gayrimuslümün imdadı

Devamını Oku
Aziz Çınar

Sen öğretmenisin;
Kimi bir vatan toprağının,
Kimi yaban diyarlarının,
Kimide bir gül yaprağının…

Sen öğretmenisin;

Devamını Oku
Aziz Çınar

Ergenekondan çıktık biz bu yola
Herşeyimiz sana emanet Hak Teala
Borcumuzu ödeyelim artık bu aziz vatana
Geçmişe sahip çıkalım,yürüyelim erenler.

Bir gece vakti dolunay cıkınca

Devamını Oku
Aziz Çınar

Elhamdülillah Müslümanız.Bu kadar kolay olmamalı bu sözü söylemek.Söylerken hepimizin göğsü kabarıyor,ama İslamda kibire yer yoktur.Oysa ne zordur gerçek bir müslüman olabilmek,gerçekten iyi bir insan olabilmek...
Hangimiz Allah ismini duyunca tir tir titriyor, hangimiz Onun lafzını görünce şekilden şekile giriyoruz.Oysa müslümanlık Allaha iman ve Ondan korkmakladır.Çünki korku da imandandır..Hangimiz bir vakit namazı kaçırınca hüngür hüngür ağlıyoruz, bırakın ağlamayı bir çoğumuz hiç kılmıyor bile.Oysa müdürümüz, amirimiz, yöneticimiz, başkanımız vs çağırınca koşa koşa giden, önünde düğmeler kapalı esas duruşta bekleyen biz, bir iş toplantımız olunca elimizdeki herşeyi bırakıp tüm varlığımızla toplantıya katılan biz, Allahın günlük beş vakit çağrısına iştirak ediyor muyuz? Onun mukabalesine koşuyor muyuz? işe geç kalmamak için alarmları kuran, telefonları ayarlayanlarımız sabah namazına kalkmak için en ufak bir teşebbüste bulunuyor muyuz?
Çoğumuzun evinde Kuran-ı Kerim vardır elhamdülillah.Kitapçılardan son çıkan kitapları hiç aksatmadan takip eder, best-sellere dünya paralar verir, hele filme uyarlanan romanları ezberlerizde Kuran-ı Kerimi okumak için neden üşeniriz? Nobel ödülünü alan yazarların kitaplarını kaçırmazken, yazarı, sahibi yüceler yücesi, herşeyin yoktan varedicisi yüce Allah olduğu halde Kuran-ı Kerim i neden raflara mahkum ederiz ya da hangimiz okuyunca en derinine inip asıl manayı idrak ederiz...
Oysa zamanın birinde Allah dostlarından Ebu Bekir Verrak hazretlerinin bir oğlu varmış.Hazretleri oğlunun Kuran öğrenmesini istermiş, nitekim çocuk kısa sürede Kuran-ı okumayı öğrenmiş.Bir gün Kurandan bir ayet okumuş ve yüreğine bir ateş düşmüş. O halde küfre varırsanız çocukları ak saçlılara çevirecek bir günün (kıyametin) azabından kendinizi nasıl koruyacaksınız. Çocuk bu ayeti okudukça düşündükçe yüzü kireç gibi olmuş ve tir tir titremeye başlarmış.Babası çocuğun bu halini görünce sormuş Ey benim cennet mumu yavrum sana ne oldu? çocuk babacığım ben bir ayet okudum, düşününce yüreğim eriyor sandım der.Babası çocuğa bu aytin hangi ayet olduğunu sorar, çocuk ayeti okuyunca tekrar yüreğine bir ateş düşer ve yatağa düşer hastalanır ve kısa zamanda ölür.Ebubekir Verrak Hazretleri sık sık çocuğunun kabrini ziyarete gider ve şöyle der senin küçücük oğlun bir ayet okudu da Allah korkusundan can verdi, sen ise Kuranı hatmedip durursun ama oğlun gibi Allahtan korkmazsın yazıklar olsun sana der kendi kendine..Söyleyim şimdi hangimiz bu çocuk gibi korkuyoruz hangimiz bu çocuğun çıkardığı manayı çıkarıyoruz..
Elhamdülillah müslümanız, müslümanız ama müslümanlığı yüzeysel yaşıyoruz.Devir kötü istesemde olmuyor gibi bahanelerle kendimizi avutmak yerine elimizden geldiğince imanımızı artırmalıyız. daha çok korkmalıyız..Kalplerimiz milyonlarca ampul bulunan bir avize gibidir. Yaptığımız her kötü amelde bir ampul sönüyor..Çoğumuzun kalbi karanlık kör bir kuyu gibidir..İmanımızla yapacağımız güzel amellerle sönmüş olan ampulleri yeniden yakalım..Gelin o kör kuyuları aydınlatalım, gelin karanlık bir yer bırakmayalım. gelin doğru yoldan gidelim, gelin vakit geç olmadan dönelim, gelin huzuru bulalım, gelin tanış olalım,gelin sevelim, gelin sevilelim nede olsa Elhamdülillah Müslümanız...................................

Devamını Oku
Aziz Çınar

Soğuk havada simit sattım..
Oglumu asker yolladım..
Cebine on beş lira harçlık kattım
Ben oğlumu asker yolladım..

Yoktur oğlumun ardından konuşanı..

Devamını Oku
Aziz Çınar

Gün geçtikçe İnsan düşmanlarını tanıyor.
Teselli için gerçek dostlarını arıyor...
Benim kalbimin temizliğini herkes biliyor..
Bilmeyenin yolu açık olsun,bana dost gerek...

Dost bildiklerimiz kuyumuzu kazmışlar.

Devamını Oku
Aziz Çınar

Her şey o kadar hızla akıyor ki…
Neydim, şimdi ne oldum demekten alamıyorsun kendini. Geçmişte çok iyi şarkıcıyken, ekmek almaya para bulamıyorsun bazen. Bazen 1 numara politikacı olup, şehrin ortasına gökdelen diktireceğini vaat edip, kafanı çevirdiğinde aslında hiçbir şey olmadığını fark ediyorsun. İnsanlarla konuştuğun şeyler bazen mutlu ederken, neden bazen sinirlendirir ya da neden gıcık eder gereksiz yere seni. Kendini odaya kilitleyip, son ses müzik verirsin bazen. Ağladığını kimseler duymasın, ne oldu sormasın diye. Yada kaldırımda oturup, cebindeki son sigaranı tüttürürken insanların adımlarını sayarsın. Kaç kişi ne kadar yol kat etmiştir hayatında, nereye gelebilmiştir yürüdüğüyle, merak edersin. Yeşillik kokusunu çekerken ciğerlerine, bir “ah” çektikten sonra:
- Keşke piknik yapsak bu Pazar bizimkilerle. Dersin.
Hayat bu ya! Kime ne zaman güleceği belli değil. Güçlü olmak için saçmalarcasına gülersin. Çünkü annen sana öğüt vermiştir.
“ Aman evladım, kimseyi kırma. Güler yüzlü ol. “ diye.
Sen içinden bağırarak desende: “ Peki ben anne! “. Anneciğin iyi niyetlidir hep. Senin iyi davranmanla sorunların çözüleceğini düşünür. Yada öyle olmasını istediği için sana öyle der. Arkadaşla geçirdiğin muhteşem ama bir o kadarda yorucu geceden sonra, yatağa uzandığında yıldızlardan birinin fazla parladığını fark edersin. Yada bazen canın sıkılır, gece vakti sokağa dalarsın. Huzur olacak ya sana, gezmek istersin boş boş. Gördüğün kuşa göz kırpar, uçağa el sallar, kediye pişt dersin, mutlu olursun. Ve bütün bunlar bir yana, yine sabah… yine akşam… ve yine sabah…

Devamını Oku