Suskun'sun Dünya suskun vede Sessiz gecelerin artık şarkılar coşkulu gelmiyor kulaklara ,Nehirlerin ,akan şelalelerin seslerini duymaz olduk Kuş seslerini ;Çöle dönmüş her yer baktığımda göremiyorum çamlık ormanları sıcaktan alev ateş sarmış dört bir yanımızı ,göğe baktığımda kayan bir yıldız dahi yok ;Sahi ya önceden geceleri aydınlatan bir tek gök yüzünde ay veya yıldız değildi ateş böcekleri vardı hatırlarsanız belli bir saate kadar durur pencerenin önünde onları beklerdim -ah işte çocukluk çoğu kez dersiniz değil mi keşke çocuk kalsaydık diye neden diye düşündünüz mü hiç ? -Kısa boylu çok bilmiş bir adam mı olacaktınız yoksa uzun boylu bir avarel mi ,pardon doğru ya çok bilmişliği tercih ettim hemen büyümek istedim ama büyümedim aklım aynı kaldı sadece artan ego,sinir,entrikalar,hırs,azim,işkenceler,karamsarlık,unutkanlık,daima hatırlamak zorunda kaldıkların,unutulanlar,yaşananlar, kaybedilen anılar ve tabiki karşınızda zalimlik-acımasızlık işte bize yüklenen soyut ve somut sizlerinde ekleyeceği kavramlar. - He birde unutmadan okusaydım derdim ama gel gör ki okumadım farklı mı olurdum dersiniz o zaman dünya değişir mi ? sen aynı yere gelecek ve kalacak isen düşlediğimiz toz pembe hayatta yaşarken gömüldüğün karanlığından çıkamıyor musun o zaman uyuyorsun demektir. Ben hatırlıyorum bir yerde uyudum ve kaldım evet bakın uyudum ve kaldım nasıl bir yer - Oda tek kapılı hemen giriş kısmında bir çift camı var aydınlık bir yer yatağım hem bu camın karşısında duruyor sağında ise gardolap ,yatağım çift katlı ranzanın alt tarafı yüzüm en son duvara dönüktü biraz daha uyuyayım dedim yüzümü bu sefer cam tarafına doğru çevirdim işte burada başladı benim için hayat
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta