Âşık'lar toplanmış, divan kurmuşlar
Bu ummân-ı âşk'a dalmaya geldim.
Derdi zikir ile ovup sarmışlar
Derdime bir çare bulmaya geldim.
Bu âşk'ı kuluna verene kurban
GECELER
Ne ağlama sesi, ne de kahkaha,
Ölüm kadar sessiz kara geceler...
Ne dost,ne arkadaş, ne bir akraba;
Gönlümde çaresiz yara geceler...
Kalbim pare pare olup dağılsa,
Rabb'im Allah diye haykıracağım...
Ölüm gelse, cesedim toprak olsa;
Yine aşkın ile kavrulacağım...
Daim boy ölçüşür kâr ile zarar,
Döküldü yapraklar toprağa düştü
Sıla bize gurbet yaprağa düştü..
Düşen yaprak dönmez artık dalına
Beden yine candan ırağa düştü.
Gidenler geriye dönmez, dediler
Çok özledim yine bizim elleri
Bir türkü tutturdu dilim arkadaş...
Gönüle dokunur nazlı yelleri
Salar kokusunu gülüm arkadaş.
Köyümün üstünde yeşil sahası
Kırık talihimin iki ayağı
Dört yana bölünen yol benim adım...
Kendi sahibimden yedim dayağı
Tozları alınan çul benim adım...
Ömrüm sanki bir kaç gündü
Huzurlu bir yıl görmedi.
Dedim artık son göründü
Kader bana yol vermedi.
Her nefeste ömrümüzden düşer bir kum tanesi,
Son nefeste viraneye döner gönül hanesi.
Her tanenin hesabını vereceksin sonunda,
Sudan gayrı yoktur sana ikramım
Önüne koyacak aşım yok gardaş.
Gelir yok ki, giderden olsun gamım
Varıp çalışacak işim yok gardaş.
Edep ile huzura oturdum boynu bükük
Anasını kaybetmiş kuzu gibi meledim.
Âşk ateşten bir gömlek, ne yaka var, ne sökük
İçinde yana yana kül olmayı diledim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!