Yüce Allah buyuruyor Kur'an-ı azimüşşan da
'Allah için veren,kötülüklerden sakınan da
Kurtuluşa ermiştir tevhidi doğrulayan da
Kolay olan yola girmiştir cihat eden de
İnsanlar hüsrandadır,diyor Asr suresin de
Artık bu ömür bitecek bir gün
Gülleri solacak baharımın
Demet demet har olacak
Eriyip gidecek yalnızlığın buzları
Bir gün kuşlar terkedecek burayı
İnsan bir yolcu. Rabbi'nden gelip yine O'na dönen yolda bazen tökezleyip düşen bazen de kanatlanıp uçarcasına yol alan bir yolcu. Altında dizgini sağlam tutulmazsa hangi çıkmazlara götüreceği belli olmayan bir binek: Nefs. Ve her an önüne düşüp yolundan saptırmaya hazır sahte bir kılavuz: Şeytan.
Yolun da yolculuğun da farkında olan insanın adı mümin. Elinde vahiy pusulası önünde rehberlerin en güzeli... Ve bir kafile: Başında o en güzel rehberin veraset makamında bir kılavuz. Yaratıcı'nın bahşettiği kulluk ve halifelik sıfatına yaraşır bir yolculukla yine O'na yürüyen bir kutlu kafile...
Bu yolculuk nasıl anlatılır nasıl anlaşılır?
Masama düşen altın sarısı yapraklar
Hayalimde uçuşan anılar göçmen kuşlar misali
Bilmiyorum kaç mevsim girdi aramıza
Ama sen öylesine işlemişsinki ruhuma
Beklemek ve ümit tek meşgalem
Sevdan benim en tatlı gıdam
Yağınca bahar yağmurları sağnak gönlüme
Kızılca kıyametler kopar ruhumda
Serviler sallansa gün batımında
Hayalin sanırım bir dere boyunda
Öfke sularında batık bir gemiyim
Gönlümde açılan sevda çiçeğim
Maralım,güzelim can,sevdiceğim
Arı beyim,peteğim,bal böceğim
Seni sonsuza kadar seveceğim
Meskenettir yaraşan insana
Çünkü benlik yaraşır şeytana
Şinasi
Meskenet,uyuşukluk sünepelik,tembellik anlamına alınmamalıdır.Zira tasavvufta meskenet yani miskinlik apayrı bir anlam kazanır.Örneğin Yunus EMRE kendisini bir çok şiirinde miskin olarak tanıtmış bu mahlası taşımaktan adeta onur duymuştur.
Miskin Yunus var yarına,Koma bu günü yarına şeklindeki beyitleri ile meşhurdur.
Tasavvufta meskenet; Hakkın gerçek fail olduğunu bütün kainatta ve kendisinde işleyenin,görünen her şeyin onun bir tecellisi olduğuna,hayal içinde alan veren,giden gelenin Hak olduğuna inanıp,ef’alini,sıfatını,zatını Hakka vermek demektir.Bu neden gereklidir derseniz,varlığın özü kaynağı
Karanlık sardı dünyayı
Unuttuk güzel rüyayı
Soldurduk güneşi ayı
Meş'um sona gidiyoruz
Kur'an çekildi göklere
Melamet hırkası kulun Haktan gayri bildiği tüm nefsaniyetinin varlığının yakıp kül eden manevi bir hırkadır.Mürid zikrullahı aldığı anda verenin alanın ve zikrullahın Hak olduğunu fark ederse onun kendisinin zannettiği efal sıfat ve zatı Zatı Hak ta erir kül olur.
Cümle varlığın ve benliğimizin Haktan olduğunu anlayıp Ona dönen kişinin Cenab ı Hak ta yok olmasıyla ancak hakikate erilir.Ölmezden önce ölme hali yaşanır.Kişi şirk sekrinden temizlenir arınır.Bu hale erişen kişinin hadis i kutside bildirildiği üzere 'Kulum bana nafilelerle öyle yaklaşır ki,ben onun gören gözü tutan eli işiten kulağı olurum' yukarda verilen hadisi kutsi gereğince kulun gören gözü tutan eli işiten kulağı olur Cenab ı Hak.Ondan görür Ona bakar Onu görür.Kendi benliğiyle kalan Cenab ı Hakka şirk ile iman etmiş olur ki bu imanı Allah reddeder Kur'anda;
'Onların bir çoğu iman ederken şirk ile iman ederler.'
Böyle olanların varlığı ilahlık davasıdır,ona eş koşmaktır küfürdür isyandır.
Ki İlahi varlık her türlü yokluğun hiçliğin tecellisinden sonra çıkar ortaya.
Onlar giydi melamet hırkasın,zillet kabul etti
Gülden güle konarız Biz Allah’a aşığız
Gönülde bal yaparız Kalplerde bir ışığız
Mana fatihleriyiz Fırkayı nacileriz
Melami derler bize Melami derler bize
Arşa doğru uçarız Ölüm yoktur bizlere
Kaleminiz daim olsun... saygılar
ne kadar farklı bir çalışmaydı usta..ilgiyle okudum..emeğinize sağlık....
Haftanın şairi Nihat Gülle'yi yürekten kutluyorum
başarılı bir şair.
yolu açık olsun
şiir kitabı da hayırlı olsun
not: Şiir adına isminizi eklemeyin efendim.zaten şiir sizin. adınız da var. fazlalık oluyor