Nezaket Kuralı Şiiri - Hülya Deniz Ünal

Şiir Yarışması
Hülya Deniz Ünal
2

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Nezaket Kuralı

Gitmediğin hiçbir uzak kalmasın
Yakınlarda kaybolma ihtimalin yüksek
Silerek ayak izlerini kendi içimde
Ayaklarım üzerinde doğrulmam gerek

Doldurarak delik ceplerine kederi
Yoksanmış umutların yolculuk vakti

..........
..........

Hülya Deniz Ünal
Kayıt Tarihi : 12.2.2013 18:09:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Nurullah İlhan
    Nurullah İlhan

    Gökyüzü mavi yırtık, deniz yamalı bulut
    Bir güzel boğul tekne! Alabora olmadan
    okurken alabora olmamak ne mümkün yüreğinize sağlık

  • Cevap Yaz
  • Yavuz Girgin
    Yavuz Girgin

    pembeyi görünce diğer renkler görünmez oluyor sanırım
    uykuyu beraberinde getirenler de var
    sökükleri kopukları gördürüp gidenler de..
    derdim ki senden öncekiler de öyle miydi ?
    korkarım ki senden sonrakiler de öyle olacak mı?
    aşk gibi bir şeylerin karartmasına yenik düşmeden yelkenler fora mı dedi yoksa şiir ?
    öyle
    zararın neresinden dönülürse…
    yine de güzeldi demek geçti içimden
    nitekim öyle
    saygılar..

  • Cevap Yaz
  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    DERLEME Mİ?

    Sanki çok değişik zamanlarda yazılmış bazı satırların daha sonra alt alta sıralanmış bir hali var, gördüğüm şiir düzenli parçalı bulutlu havada…

    1. dörtlükte kendinden kaçış hali…
    Güzel duruyor. Bir bütünlük var. Anlatımı da fena değil. Ahenk de tutmuş. Maya hazır.

    2. dörtlükte ayrı kalmışlığın ifadeleri. Birinci dörtlükle bağlantılı.

    “Doldurarak delik ceplerine kederi”

    Güzel bir söyleyiş. Cepler delinmişse, duygu fakiri olmuşsa, aslında kederi de fakir olmalı. Neden üzülsün ki?
    Zaten bu nokta da şaire de, “delik ceplerine kederi doldurmakla” pek bir değeri olmayan bir üzüntüden bahsediyor olmalı. Duygusuzluğun kederi de ederi kadar olur, der gibi…
    Karşı kıyı, ırmak kıyısı mı, deniz kıyısı mı?
    Ben, duygu denizinin farklı kıyaları olarak düşüneceğim. Biri bir telden dem vuruyor, diğeri başka bir telden çalıyor. Yani duyguların uyuşmaması veya isteklerin çelişmesi desek daha iyi olur.
    Burada da, özellikle ilk iki dizede de sıkıntı yok.
    Yoksanmış: yok sanmak mı?
    …………..: yoksamak mı (önemsemek gibi) Ne demek olur? Hadi, anlamaya çalışalım. Yok gibi kabullenmek. Yok sanmak, yok saymak, görmemek, değer vermemek, önemsememek… farzettik efendim.
    Tüketilen, çaresizleşen, imkânsızlaşan umutların yolculuk vakti…
    Umutlarla örtüşmeyen, uygun düşmeyen duygular ve istekler farklı farklı olunca, iş ta uzaklara fırlatmaya kalıyor, kıyıların ta ötelerine…
    Hatmi şeker pembe mi açar, bilmiyorum. Google amcaya baktım, alı da, moru da pembesi de varmış.
    Hatmini kokusuna küsen Nergis…
    İnsan bu kadar bencil olursa. Bu kadar sadece kendi için yaşayan, kendini beğenen olursa…
    Gayet güzel.
    Salama nerede?
    Demlenmiş çay gibi…
    *
    Asıl sözün değiştiği, konunun dağıldığı bölüme geldik. Buraya kadar, yani 3. bölüme kadar gayet yerindeydi.

    Gizemliliğe bürünmüş satırlar, dizeler diyelim haydi…
    Sanıyorum bundan itibaren, karşılıklı isteklerin formülize edilmiş şekli karşımızda duruyor. Yani karşılıklı oturulup, “sen şunu yaparsan ben de şunu yaparım…” tarzı hesaplaşmalar, kavilleşmeler veya karşılık beklemeler…
    Eee canım, alışverişe mi çıkmış bunlar?
    Sen verirsen ben de veririm!..
    Sen seversen ben de severim!..
    Pişirdiğin yemek kaşığına gelir…
    Sonra unutulan sözler. Her ne kadar ayrıntı gibi görünse de karşısındakine, asıl söyleyen için çok önem arz etmekte o ayrıntılar...
    Alt yazılar, dipnotlar ayrılığın sebebi…
    Anlaşılan en başından zaten işler karışmış.

    Yahu, o da ne?
    Adam kalkmış kızcağızın düğmelerine mi kendini takmış, yoksa daracık minisine mi, kumaş olmayı istemiş?..
    Olur kardeşim olur.
    Uyuşmazlıklar olur.
    Bence konu anlaşıldı. Daha bağlantılı, daha birbirine tutkallı dizelerle durumu anlatmak elzemmiş…
    Kumaşlarımız farklı…
    Senin kumaşınla, benim kumaşım uyuşmaz deyip işi bitirmiş.
    Tutmuyor efendim, elektrikler kesik, cereyan gitmiyor birbirine. Hatlar bakıma alınmalı…

    Sallayan yoksa salıncağa binme…
    Doğru. Kendi kendine sallanmaktan zevk alacaksan git kendini avut.
    Madem birbirimiz sallayamayacağız, şarkılar, türküler, ninniler söyleyemeyeceğiz, ellerimizin temasından şimşekler üretemeyeceğiz…
    Bakışlarımızda buluşamayacak, çakışamayacağız…

    Nazikçe…
    Hadi git işine!
    Sen yoluna, ben yoluma…
    Uğurlar ola.

    Gök yırtılmış, yamalı bohça gibi bulutlar denize inmiş.
    Denizin yarığı seni içine çeksin, alabora olmadan…

    Hadi sana güle güle…
    Alabora olmayı bekleme…

    *
    Yukarda dediğim gibi dizeler biraz daha işlenmiş, daha tutarlı hale getirilmiş olsaydı bence gayet güzel bir şiir olurdu.

    Sallama çay yerine demleme çayın ağızdaki tadını yaşatırdı bizlere…

    Çok da olumsuz bakamıyorum.
    Ben çok anlamlı buldum. Bir arkadaşın dediği gibi, kapı açılmış, isteyen çiçek toplar, isteyen sek sek hoplar, isteyen pıtırıklara dalanır, kendi kendine salıncakta sallanır…

    Ben genel olarak güzel ve anlamlı buldum.

    Tebriklerimle…

    Sevgi ve saygı rüzgarları esenliğiniz olsun.

    21 Şubat 2013
    Hikmet Çiftçi

    “GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”

  • Cevap Yaz
  • Menevşe Meneviş Köylü
    Menevşe Meneviş Köylü

    Arkadaşlar;
    Kitabı bulduğumda buraya yazarım dedim ama kitabı bulduğum halde zaman bulup yazamadım. Şimdi geldim

    Şairimiz Hülya Deniz Ünal'ın ilk kitabında yer alan bu şiir kitabın BEKLEYİŞ MASALLARI başlığı altında 12 ve 13'cü sayfasında yer alıyor. Kitabın ismi, Hayatın Yerine Harfler.

    Yine aynı kitabın ilerleyen sayfalarında yer alan ORMAN MASALLARI başlığı altında mevcut olan şiirlerden 47'ci sayfadaki GEYİK DİLİ adlı şiiri söz verdiği gibi buraya yazı_YORUM:


    GEYİK DİLİ


    Geyik harakiri yapacak
    Öcünü böyle avcıdan
    Avcıya ait nehrin kıyısından
    Kurtuluş böylece ormandan

    Nasıl başa çıkılır, nasıl
    Nasıl başa çıkılır acıyla
    Geyik dilinde

    Ormanın haberi olsun-olmasın
    Bu sadece geyikle avcı
    Avcıyla geyik arasında
    Bir küçük hesaplaşma

    Kim daha hızlı koşar, yavaşça susar
    Önce kim doğrultur sözün tüfeğini
    Bilmeceyi kim çözer, derinliklerini
    Vurulur sonra gözlerin tüfeğiyle
    İncelikle düşer...

    Önce avcı
    Sonra
    Geyik diliyle

    Saygılar,




  • Cevap Yaz
  • Naime Erlaçin
    Naime Erlaçin

    'Kumaşı yanlış kesilmiş giysiden
    Çıkar kendini daha fazla ait olmadan...'

    Bu dizeleri özgün buldum.

  • Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (16)