Renkli ve piyanonun tınılarının sonuna kadar değerlendirildiği bu Etüdler'den, 6/8'lik ölçüde, çok hızlı, şakacı tarzda (Presto scherzando) başlayan ve sonra biraz daha az canlı (Un poco piu animato) tempoda, 9/8'lik ölçüde gelişen ikincisi, Gnomenreigen (Cücelerin Rondu) başlığını taşır... Bu etüde, belki de, Cücelerin Rondu adından önce 'Mendelssohn'a Saygı' ismi daha uygun olabilir; çünkü Liszt bu kısa etüdde kıvılcımlı bir yorumla Mendelssohn'un Kaprisleri'ndeki esrarlı havayı ustaca yansıtmaktadır... Ana temaların, rondo biçiminde yedi kez, modülasyonlarla değişimi piyaniste güç olduğu kadar parlak bir yorum olanağı sağlar...
Üzerimizden bir sam yeli estirildiğini, bu yelin her sahada bütün milli kabiliyetleri kavurduğunu, sonunda bizi zaman ve mekân dışına ittiğini ve her şeyi bir çıkartma kâğıdı taklitçiliğinden ibaret bıraktığını haykırmaktan ne korkuyoruz?
Bunlar, bir dostumun fevkalâde buluşuyla, bu memlekette iki sınıf, yalnız iki zümre vücuda getirdiler:
Biri, polisin korktukları... Öbürü, polisten korkanlar...
Polis, bu arada her iki zümreyi ifade için kullanılan bir kimya kâğıdıdır; ve kendisinin bu iki sınıflanışta hiçbir rolü yoktur...
Polisin korktukları, kendileridir... Yani kör ve kaba nefsaniyetlerinden başka hiçbir kanun tanımayan, nefslerini aşıcı hiçbir kuvvet bilmeyen, yatağa girdikleri zaman vicdanlarının mâverâsından mırıltı bile duymayan, bir ışığın yanından geçerken ihtimaller âleminin belirtisi halinde gölgelerinden olsun ürkmeyen ve Allahın çırağını kalblerinde sigara izmariti gibi söndürmüş olan maneviyat yamyamları...
Polisten korkanlarsa bütün bir millettir... Yani, bunların lif lif kendilerini soymalarına tahammül eden, üstelik ebedî hayat yollarını tıkamalarına ses çıkarmayan ve üstelik 'Hâkimiyet senindir! ' yalanını elinde bayraklarla kutlamaya mecbur olan zavallı halk...
Bunlar, halkı tek tek zulûm ve itisaf peteğinin hücrelerinde zaptettikten, sonra onun beynine girip oradaki içtimaî şuur ve dayanışma merkezini körlettikten sonra halk neylesin? Halkın, elinden alınan HAK karşısında:
- Yâ Hak!
Diye doğrulamaması için, bunlar, ne kadar hünerleri varsa kullandılar... Ve itiraf edelim, bu halkın şartlarına göre muvaffak oldular...
Maybe I didnt treat you Quite as good as I should have Maybe I didnt love you Quite as often as I could have Little things I should have said and done I just never took the time
You were always on my mind You were always on my mind
Tell me, tell me that your sweet love hasnt died Give me, give me one more chance To keep you satisfied, satisfied
Maybe I didnt hold you All those lonely, lonely times And I guess I never told you Im so happy that youre mine If I make you feel second best Girl, Im sorry I was blind
You were always on my mind You were always on my mind
Tell me, tell me that your sweet love hasnt died Give me, give me one more chance To keep you satisfied, satisfied
Little things I should have said and done I just never took the time You were always on my mind You are always on my mind You are always on my mind...
'Freaks' (1932)
Tod Browning
...
Renkli ve piyanonun tınılarının sonuna kadar değerlendirildiği bu Etüdler'den, 6/8'lik ölçüde, çok hızlı, şakacı tarzda (Presto scherzando) başlayan ve sonra biraz daha az canlı (Un poco piu animato) tempoda, 9/8'lik ölçüde gelişen ikincisi, Gnomenreigen (Cücelerin Rondu) başlığını taşır... Bu etüde, belki de, Cücelerin Rondu adından önce 'Mendelssohn'a Saygı' ismi daha uygun olabilir; çünkü Liszt bu kısa etüdde kıvılcımlı bir yorumla Mendelssohn'un Kaprisleri'ndeki esrarlı havayı ustaca yansıtmaktadır... Ana temaların, rondo biçiminde yedi kez, modülasyonlarla değişimi piyaniste güç olduğu kadar parlak bir yorum olanağı sağlar...
...
Üzerimizden bir sam yeli estirildiğini, bu yelin her sahada bütün milli kabiliyetleri kavurduğunu, sonunda bizi zaman ve mekân dışına ittiğini ve her şeyi bir çıkartma kâğıdı taklitçiliğinden ibaret bıraktığını haykırmaktan ne korkuyoruz?
...
NFK
Supertramp - The Logical Song...
BUNLAR...
Bunlar, bir dostumun fevkalâde buluşuyla, bu memlekette iki sınıf, yalnız iki zümre vücuda getirdiler:
Biri, polisin korktukları...
Öbürü, polisten korkanlar...
Polis, bu arada her iki zümreyi ifade için kullanılan bir kimya kâğıdıdır; ve kendisinin bu iki sınıflanışta hiçbir rolü yoktur...
Polisin korktukları, kendileridir... Yani kör ve kaba nefsaniyetlerinden başka hiçbir kanun tanımayan, nefslerini aşıcı hiçbir kuvvet bilmeyen, yatağa girdikleri zaman vicdanlarının mâverâsından mırıltı bile duymayan, bir ışığın yanından geçerken ihtimaller âleminin belirtisi halinde gölgelerinden olsun ürkmeyen ve Allahın çırağını kalblerinde sigara izmariti gibi söndürmüş olan maneviyat yamyamları...
Polisten korkanlarsa bütün bir millettir... Yani, bunların lif lif kendilerini soymalarına tahammül eden, üstelik ebedî hayat yollarını tıkamalarına ses çıkarmayan ve üstelik 'Hâkimiyet senindir! ' yalanını elinde bayraklarla kutlamaya mecbur olan zavallı halk...
Bunlar, halkı tek tek zulûm ve itisaf peteğinin hücrelerinde zaptettikten, sonra onun beynine girip oradaki içtimaî şuur ve dayanışma merkezini körlettikten sonra halk neylesin? Halkın, elinden alınan HAK karşısında:
- Yâ Hak!
Diye doğrulamaması için, bunlar, ne kadar hünerleri varsa kullandılar... Ve itiraf edelim, bu halkın şartlarına göre muvaffak oldular...
...
24.5.1952
NFK
Maybe I didnt treat you
Quite as good as I should have
Maybe I didnt love you
Quite as often as I could have
Little things I should have said and done
I just never took the time
You were always on my mind
You were always on my mind
Tell me, tell me that your sweet love hasnt died
Give me, give me one more chance
To keep you satisfied, satisfied
Maybe I didnt hold you
All those lonely, lonely times
And I guess I never told you
Im so happy that youre mine
If I make you feel second best
Girl, Im sorry I was blind
You were always on my mind
You were always on my mind
Tell me, tell me that your sweet love hasnt died
Give me, give me one more chance
To keep you satisfied, satisfied
Little things I should have said and done
I just never took the time
You were always on my mind
You are always on my mind
You are always on my mind...
'The Hustler' (1961)
Robert Rossen
Bakıp da güldüğün o anların
Tutamaz yerini hiç kimse
Yerini hiç kimse bilmez
Usulca geçtiğin o yolların
Bilemez yerini hiç kimse
Yerini bilen de dönmez
...
bkz: 'Rapor 13'
NFK
Purcell - Music for a While (Alfred Deller)
Purcell - Funeral Sentences (Herreweghe)
Purcell - Harmonia sacra & complete organ music (Davitt Moroney, Jill Feldman)