Kültür Sanat Edebiyat Şiir

niyetlenmek sizce ne demek, niyetlenmek size neyi çağrıştırıyor?

niyetlenmek terimi Şinasi Akay tarafından tarihinde eklendi

  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    hayata döndürdün;
    vatansız kalmış, çaresiz, sığınmacı ve yuvasız,
    mülteci yüreğimi sen derde dermanım…,
    ağaçlar gibi ayakta bir vedaya öykündüren,
    ilham ve işaret ve irşadın
    ve bilinmeye tenezzülsüz duruşunla sen dost…,
    ki sende simetrimi buldum,

    duru bir göl kıyısında durup,
    derinden baktığımda dalgalı ruhumla suya,
    yüzümün aksinde gördüğümdür yüzün ve
    bir deliorman rahminde ses verensin sesime,
    nidâsısın, çift kutuplu meşkimin,
    diriliş iksiri kederim…,

    sonra;
    bir reyhanî makamı ziyaretinin,
    en efsunkâr yerinde,
    sabah demli, bir idris çayı yudumlar gibi
    haber ettin;
    bu mülevves ve azmışların
    taşra şehrinden gitme vaktini,
    ki erenler nöbetini
    kim bilsin,
    hangi çile ehline devrettiğini…,

    ve yoktun, yoktun saatlerce yoktun,
    sesin yoktu ve yokluğunun,
    ilk günü tükendi ilk…,
    hekimlik talebesinden alınmış,
    bir hediye misvak varlığıyla avunularak,

    oruç sevenlerin sahurunda,
    yüz seksen derecelik görüş açılı
    bir lojmanın minimalist balkonundan,
    imsak ahirinde;
    vaktin o derin mavi karanlığı içinde,
    sakıncalı ve kuduz köpekler kadar tehlikeli
    uyku bölünmüşlüğüyle dinlenen,
    gaflet mahmurlarının cılız ve
    gelişigüzel makamlı seslerine kalmış,
    sabâya hasret bir ezan kadar,
    buruk
    ve bağrı yufkalanmıştı gayrı gardaş içimin,
    ah;

  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas 02.02.2026 - 15:40

  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    .
    ...
    .
    ve sen bir yudum suyla niyetlenmiş,
    susuzluktan içi yangın yeri maşuk;
    çekip gittin gurbetinden sılana,
    hokkabazın şapkadan tavşan çıkarması gibi,
    sunamam sana bir cam kâse dolusu su şimdi,
    ki iç okyanus gözlerimin hayalini kana kana ki,
    dualarım,
    içini daha da kanatacak,
    bir kızıl gonca gül gibi…,

    huzur esenli bir fecirde,
    çok yakın ve uyanıktım sana,
    ama bu gri sabahta çok uzaksın evet bana;
    ah;

    iki yanı körpe çınar ağaçlarıyla bezeli,
    o atasız bulvarın çamur deryasına bulandığı gecede,
    ve ayaklarımın yere basmadığı bir demde,
    onca senelik yıkıntıdan,
    ve virâneden çıkmışlığın yürek gücüyle
    inerken yokuş aşağı, bildim ki;
    vaktinden çok sonra gelen meşkin,
    transandantal ve gizemli boyutlarını,
    seyridir; aşk…,

    ki neden anlamak bu kadar zor ve hayat,
    bu kadar zor olmak zorunda mı,
    senkronize kederlerimiz ya hû;

    ah kalbimin kamburu aşk,
    içimin güvesi…,
    ve üvey düşlerimin
    silsilesi sağlamlardan el almış efendisi,
    bırak beni;
    acının eşiğindeyim,
    telaşla düşüyorum maviden,
    oysa sen inatla,
    yüzümde susan nehre atıyorsun kendini,
    yalvarıyorum sana,
    kemirip bitir senden kalan ne varsa,

    ki her sabah aynı ezan sesi geçerken uykumdan
    duasıdır kalbimin,
    ya rab, al bu sevdayı benden…,
    uyan mahmur yüreğim,
    ve sesin kısılana dek ağla şimdi...,
    ah;
    .
    ...
    .