[Ez serhêdim li Botani
Wek çirokê dirokani
Li ser çiya rûh û canî
Tîreja rojê ma nîzani
[Kıta 2]
Gitmem gerek sisli puslu şehir'den
Çıkmam gerek bu vuslat-ı keder'den
Atmam gerek seni bu yüreğim'den
Çaresi yok şifası yok yar bu aşkın
Dermanı yok devası yok yar bu aşkın
Sözümüz söz,
Bu düzen değişmeli.
Bitmez yoksa yüreğimizde taşıdığımız,
Son bulmaz bu kavurucu ateş.
Son bulmaz bu savaş.
Sarıl artık bu kavgaya
Aş için
Ekmek için
İş için
Bahar'ı bekleyen yarınlar için
Koca bir şehir bu şehir
Ama artık tutsak
Göğsüne çökmüş siyah bir gök
Ölüm, pusuda bekleyen bir kuyu
Her yanı mahşer
Gecenin ayazı, cellat peşimde
Zagros dağlarının en dik yanında
Üç kurşun yarası var bu bedenimde
Pusuya düştüm ki, hiç sorma anne
[Nakarat]
Kanayan yaraya melhem olmazsan
Çekilen çileye derman olmazsan
Dert yüklü hayatı bana yüklersen
Ne olur bırak git çık hayatımdan
Senden sonra hayatım döndü kabusa
Tanrıya haykırmak geliyor insanın,
Sevgi ve merhametten yoksun bu dünyada.
Acıyı, kederi ve zulüm kokan bu karanlık şehri
Unutmak ister insan bazen.
Elma kokusu karışır anamın terine,
[Kıta 1]
Cama çıkmış, çok da güzel
Avra tavra bir havalar
Çok sevimli, çok neşeli
Gülümsüyor, vay kankalar
“Bu Gece Tamara
Bu gece…
Bütün şehir, adını bir sır gibi taşımalı dudaklarında, Tamara.
Her nefes seni hatırlatmalı,
her sessizlik seni çağırmalı,
her gölge sensizliğin yarasını taşımalı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!