Sarıl artık bu kavgaya
Aş için
Ekmek için
İş için
Bahar'ı bekleyen yarınlar için
Koca bir şehir bu şehir
Ama artık tutsak
Göğsüne çökmüş siyah bir gök
Ölüm, pusuda bekleyen bir kuyu
Her yanı mahşer
Gecenin ayazı, cellat peşimde
Zagros dağlarının en dik yanında
Üç kurşun yarası var bu bedenimde
Pusuya düştüm ki, hiç sorma anne
[Nakarat]
Kanayan yaraya melhem olmazsan
Çekilen çileye derman olmazsan
Dert yüklü hayatı bana yüklersen
Ne olur bırak git çık hayatımdan
Senden sonra hayatım döndü kabusa
Tanrıya haykırmak geliyor insanın,
Sevgi ve merhametten yoksun bu dünyada.
Acıyı, kederi ve zulüm kokan bu karanlık şehri
Unutmak ister insan bazen.
Elma kokusu karışır anamın terine,
[Kıta 1]
Cama çıkmış, çok da güzel
Avra tavra bir havalar
Çok sevimli, çok neşeli
Gülümsüyor, vay kankalar
Ahkamı kesercesine
Raconu koyarcasına
Canımı sıkarcasına
Neden beni böyle test ediyorsun
İhaneti ne, senin zulmüne
Yalan sevgine daha inanmam
İhtiyacım yok boş sözlerine
Acım son bolsun sık bu kafama
Daha inanmam boş laflarına
Lî mîn dayê ağ lî mîn dayê
Bûm penaber ser dînyayê
Dîl xweşi qet ne ket dîlem
Bû me hêsir nava dinyayê
Nitro yavaş çalar
Sibe zû…!
Çiyayê dayikê min li esmanê xwe girt!
(Verse 1)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!