Mevsimlerin ağır yükünü,
Atamadık sırtımızdan...
Kış kabuk değiştirirken,
İlkbahara,
Kapanmaz yaraları var...
Ağır geçen zamanlarda.
Toroslar’dan,
Geyik dağlarından çıkarsınız.
Bir ananın,
İkiz kızları,
Gökdere ve Gökçay…
Karaman’ı Ermenek’i geçer geçmez,
Silifke’de,
Akarsın daha bir ağır,
Çağır Göksu’m,
Sarı Keçili’lerini çağır.
Taşköprü’nün gölgesi
Düşer omzuna,
Leylaklar açmış!
Gördün mü?
Papatyaların boynu bükük!
Sevdin mi?
Çimenlerin kokusu yeşil!
Bir gün...
Bir akşam...
Karanlık çökmüş,
Ben yalın yapıldak,
Korkularla dolu bir yürekle,
Tata Dağı’ndan dönüyorum.
Ailesiz büyüyen çocukların
Duygusal yanlarında
Bir gedik oluyor mutlaka
Ve yüreklerinde
Sürekli kanayan
Dermansız yaralar
Güzelin adı Gül,
Gül suskun…
Gül durgun…
Sorar gibi yüzüme,
Öyle bir durdu ki gözbebeğime,
Ben mi tanık,
Günün birinde,
Günlerden bir gün…
Gülüşümden,
Gülüşünden,
Gülüşümüzden,
Umutla yoğrulmuş,
Gün ışırkene,
Daha karanlık,
Pencerelerden,
Bir hırsız gibi kaçmadan....
Ben de bir telaş...
Yeni günün heyecanı,
Gurur nedir ki?
Yuvalarınızı dağıtmayın!
Sevdiklerinizi yıkmayın, yakmayın!
El sözlerine bakmayın!
Yüreğinizde saklayın.
Bırakıp gitmelerine,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!