Sevmek bazen dokunmaktır.
Çiçeğe, böceğe, ağaca, fidana,
Ota, toprağa, çimene...
Sohbet etmezler,
Seninle konuştuklarını,
Sen onlarla konuşunca anlarsın.
Kıvrıla kıvrıla geçerken,
Büyük Menderes…
Hoyrat akıntılar,
Kayalara,
Sert darbelerini vururken…
Bir sır fısıldar toprağa,
Kalabalıkları sevemiyorum artık.
Korkuyorum,
İçime sıkıntılar geliyor.
İnsanlardan uzak olmak,
İçsel rahatlık veriyor bana.
Sesler,
Çocukken,
Aldığı derin yaralar,
Belki güvensizlik,
Ve belirsizlik,
Bir çocuğun gelişimine,
Vurulabilecek,
Dışarda kancık bir hava
İnceden inceye yağıyor yağmur
Belli belirsiz ortalığa düşen aydınlık
Bu kaçıncı vurgunun
Bu kaçıncı alınıp satılması duygularının
Ve her defasında yerle bir olman
Disiplin eşittir, kurallar zinciri.
Yaşam problemlerini,
Çözebilmek için,
Gereksinme duyduğumuz,
Araçların bütünü...
Sınırlama...
Doğacak günün sevincindeyim.
Sevincim derya deniz...
İçim içime sığmıyor.
Dolup dolup boşalıyor,
Bir tatlı, büyülü, yumuşacık,
Ilık bir rüzgar,
Sonra seni tanıdım, Ömer Evliyaoğlu
Duruşu dik , onurlusun insanoğlu
Bir tesadüfler zincirinde tanıdım seni
Ezelden beridir severdim memleketini
Ata toprağıdır SİLİFKE, özün Akdeniz
Toroslarına, taşına, toprağına hayranım bendeniz
Önce seni tanıdım
Kardiyoloji doktorum
Bekir Küçükkaya
Daha oturmamıştık sofraya
Bir Ramazan oruçları akşamında
Tatlı bir iftar sofrasında
Seni tanıdım akabinde
Pamukkale üniversitesinde
Mütevazi, hoşgörülü, bilgili, becerili
Sordum memleketini, dedin İzmirli
Adını sordum acilen anjiyo olurken,
Korkudan derin derin soluklanırken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!