Karanfil alı yüzünüzde,
Duru ve masum bir akşam hüznü.
Caddenin ayazına inat,
Sımsıcaktınız, insanın içine işleyecek kadar.
Gözleriniz gözlerime çivilendiği anda,
Bin bir soru geçti dilinizin ucundan…
Güzel boynunu öpen ipek şalını sevdim;
Çift gamzeli yanakta bayrak alını sevdim;
Sen en güzel düşlerde yaşatılan meleksin,
Masallarda Leyla’ya çalan halını sevdim.
Yeniden bir uykuya dalıp gidebilmek aşk;
Büyüsü bozulmamış düşlerden uyanınca.
Gönül aşka çınlayan kubbesiz zümrütten köşk,
Tüm mutlu şarkıları yârin sesi sanınca.
***
Otuz yaprak gülleri alından açar gider,
Hiç kimseler bilmesin,görülmeyesin sakın,
Ocakta od olayım,sense gönlünce ısın,
Rüzgâr olup peşinden yıllarca sürüneyim,
Susuz dudağım çatlak,cansız ayağım yalın.
Güzelliğin ok gibi gönlümüzü delince,
Bir uslu göl üstüne doğdun inceden ince,
Ay misali ufkuma böyle sessiz gelince,
Gözbebeklerinizden doğuveren hilal var.
Aşk ilk nefes tınısı; kalp dansının edası,
Senin için tohumun sarı güle dönmesi,
Sen kokmayan çiçeğe sıcak bahar gelmesin;
Yıldızlara ödüldür saçında nur yanması,
Sana vurgun geceler sabahlara kalmasın;
* * *
Sana varan yolların yosun tutsun taşları,
Yârim uçarı bulut dolması da imkânsız,
Kavgası sevdalarla, esip çekişe dursun.
Esrimemiz nedendir, bilmesi de imkânsız,
Yaseminler bayıltan saçı kokuşa dursun.
* *
En güzel yâr,yâr için yaşayıp düşünenmiş,
Zerrin yapraklarına düşerken sabah çiyi,
Ilık bir bahar inmiş güzel gözlerinize.
Gamzeli gülüşünüz goncaların pürçeği,
Güller müjde veriyor sıcak yazlarınıza.
Sonsuz yolculuğunuz hüzünden mutluluğa,
Gurupta son nefesindeyken güneş,
Sabırla yaklaşmışken son iftar,
Omuzlara basar kurşun gibi bir yalnızlık;
Yokluğu hüzün fırtınası eş,
Ve baba hasreti çeken çocuğun sevinci bayramlar.
* * *
Akşam mor ışıklarla omzuna öyle biner,
Yorgunluklara serin akşam hamal edilir.
Çakır keyf sözü bitmez; geçimden aşka döner;
Her dert ayrı dillenir ve hasbi hal edilir.
*
İskeçe türküsüdür bir sarışın seherin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!