Eteklerde kaybolup, tümseklerde yorulan,
Zirveye çok baksa da, dağa nasıl tırmansın?
Hiç kimseye sözüm yok, bunda benim sorulan,
Hayale dalan gözüm, bilmem nasıl uyansın?
Beklenen gün yaklaştı, ey kıyamet merhaba,
Başımda kıyamet, kopsa bir anda,
Üstüme yıkılsa yer gök cihanda,
Yargımız başlarda, yüce divanda,
-Büyük mahkemeyi kursa ne derim?
-Tufan nedir diye sorsa ne derim?
Gönül toprağında aşkı besleten,
O yürek nemini bilir misin sen?
Ard arda naralar atıp kükreten,
Meyhâne demini bilir misin sen?
Can bağışlayıp, candan sevgiye.
Bülbülün çektiği sırlı sevdayı,
Güle sor efendim,bir de bana sor.
Bu gün Mecnun benim,gel de Leylâ’yı,
Çöle sor efendim, bir de bana sor.
Alev alev oldu gönül yangını.
Şairce rûhumu kaptırdım sana.
Kalem tutan eller kasılı kaldı.
Aşkı muhabbetten,sevdâdan yana,
Duygularım sende asılı kaldı.
Neyim var neyim yok, önüne serdim.
Masmavi gökyüzü, ılık bir bahar,
İçimiz neşeyle dolsun isterim.
Sema’yı inletsin, şen kahkahalar,
Her günümüz bayram olsun isterim.
Şakısın bülbüller, açılsın güller,
Bağlar koptu mecbur kaldım susmaya,
Eşe dosta bir acâyip hâl oldu.
Dermanım yok yokuş yokuş koşmaya,
Yamaç keskin dağlar sivri yol oldu.
En yakınım eller gibi köstekler.
Gârip gârip diyar diyar,
Dolandığım iller adsız.
Her nesnenin bir adı var,
Yaşadığım hâller adsız.
Parça bölük,evre evre,
Cemiyeti sarmış ateşten kıskaç,
Kimi uçurumda kimi tuzakta.
Zenginler havalı yoksullar kıskanç,
Cimrinin elleri cepten uzakta.
Nerede başladık,nerede durduk.
Dün sıcak bir dosttu, kristal ayna,
Benimle beraber o da eskidi.
Bulutlar üstüne kurduğum dünya,
Yağmur oldu, damla damla eridi.
Rüya gerçek oldu, gerçekler rüya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!