Âlemi dünyanın seyrine daldım,
Ne aynı ne gayri, giden gelendir.
Hayret den hayrete hayretle daldım,
San ki ”Vuslat” denen o dem bu demdir.
Her zerresi Zikri daim olanın,
Bülbülün göğsü gülde, müştakların gönülde,
Âşıkların gözyaşı, al olmalı sonunda.
Öncesi baldan tatlı, sonu zehir olmadan,
İçtiğimiz her zehir, bal olmalı sonunda.
Ne iktidar muktedir,ne de âdil bir devlet,
Böyle çarpık sistemden krizler doğar elbet.
İltifatlar makama,mala mülke,paraya,
Sağlık,enerji,zaman,kaybolup gider elbet.
Uçurumlar çok derin,alt üst oldu dengeler.
Eceli yaklaşan, iti köpeği,
Cami duvarına, siyenlerden sor.
Sap ile samanı, küspe kepeği,
Ağzı öküz gibi, gevenlerden sor
Dilde belagat var, özde ihanet,
İnsanlar; yıkılıp, düşene kadar,
“İhtiyacın var mı? ” Diye sormazlar.
Yaratana birçok, adaklar adar,
İşleri bitince, sözde durmazlar.
Dumanı tüterek, yansa ciğerler,
Gecem yanık geçti, muhtacım sana,
Gönül harareti, tak etti cana,
Uğurlu sabahı, müjdeden yana,
Sen es badı-saba, sen es serince,
Susarım yinede, susmam derim de.
Ateşi Suzan’la, firkatle yandım,
Sevda çöllerinin, vahası yok mu?
Merhamet seması, coşacak sandım,
Kıtlıkta kırk damla, akası yok mu?
Canan ateş, canım ona pervane
Keşke bahar bitmese, kış kapımı çalmasa,
Soğuk günler gelipte, güneşimi almasa,
Takvimler söz dinlese, yıllar beni anlasa,
Bu umutsuz hayalin tek suçlusu benmiyim?
En nihayet insanım, solmayan gülşenmiyim?
Beleşçi de şükür yok, memnun değil yerinden,
En kolayı laf ola, varsa yoksa şikâyet.
Herkes doğru yerdedir, düşünürse derinden,
Fikri gitse geriye, görünürdü bidayet.
Açlık, sefalet yokluk, dinmiyordu gözyaşı,
Çekirdek içinde, ormanlar gördük,
Özü bizde kalsın, dal sizin olsun.
İstikbale dair fermanlar gördük,
Kaybı bilen Allah, fal sizin olsun.
Yük hafif olmalı, gerekmez yığma,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!