Birin, birden çokluğu,
Çoğun birde yokluğu,
Aç ruhların tokluğu,
-Tanrının nefesinden.
-Ulûhiyet sesinden,
Aklım kıttır,fikrim açık,
Bana dostu târif edin.
Tane tane, açık açık,
Bana dostu târif edin.
Nesi sahte, nesi asıl.
Bana emin belde küçücük mezar,
Binanın katlısı öldürür beni.
Belki patikada menzilim uzar,
Yolların çatlısı öldürür beni.
Derdimi artırıp çoklasa bile,
Klasik sözlerden, geçelim hele,
Aslında, Ramazan bir ömür ayı.
Batılın yerine, hakikat gele,
Ruhlarda er olsun bayanı bayı.
Orucun özüdür, gerçek kıyamet,
Âlemleri yaratan,
Hikmetlerle donatan,
Hep kendini aratan,
--Yollara attın beni,
--Yollarda seni gördüm,
--Yollardan sana döndüm.
“Bezm-i elest hitabını”
Duyurmazsan ne bilirim?
“Oku kendi kitabını”
Buyurmazsan ne bilirim?
Bir zümreye, kişiye, terörü, kargaşayı,
Ona miras bırakan, selefine şaşarım.
En amansız suçlara, alet edip maşayı,
Felaketi sürdüren, halefine şaşarım.
Kendi; kendi içinde, aklanmamış vicdanın,
İki yerde geçen, manidar vurgu,
“Min elfi şehri”, “şehri ramazan”
Sondaj maksadıyla, salınca burgu,
Her yanım ürperdi, titredi bir an.
Kapısında Ali, olunan yer mi?
Bir yer var ki bizden yakın, Tevhit denen şehir’i var.
Çokluklardan bire akın, âşıklara mesir’i var.
Zat’ı akdes kaynağından, derya-dile nehir’i var.
Mukaddesat dimağından, zevkle dolu cebir’i var.
Umutla sarıldığın, sabır taşı olmasa,
Gurbet içinde gurbet, çekilir mi Saliha.
Sebeplerin mevsimi, tam tavını bulmasa,
Vuslat bağına tohum, ekilir mi Saliha.
Gözyaşına kıyamam, ağlarsan canım yanar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!