VAİZ
Beden cami ise, başında kürsü,
Nefsin her uzvuna vaiz değil mi?
İstekler balyozun, kalbinde örsü,
Dilin kepçe gibi bariz değil mi?
Öyleleri var ki, insan yerine,
Koymasam olmuyor, koysam olmuyor.
Gözlerim kulağım, şahit şerrine,
Duymasam olmuyor, duysam olmuyor.
Suç işlerken masum, haksızken haklı,
Tavırların çok uyumsuz,
Yalnış telden çalancısın
Hem bigane, hep duyumsuz,
Nede öğüt alancısın.
Oynadığın kaypak zemin,
Yola kırat, dağa eşek,
Kızgın çölde, lök gerekli.
Gündüz uğraş, gece döşek,
Yorulana çök gerekli.
İlkbaharı yazı güzü,
Kalleşi kafana takma birâder,
Mertleri, nâmerde çatan, utansın.
Edepten, erkandan, hâlden habersiz,
Fazilet yolundan şaşan, utansın.
Niyeti bozuğun ipi çözülmez.
Ben uyurken seherde,
Eller çoktan uyanmış.
Bağlarda bahçelerde,
Güller çoktan uyanmış.
Diyar diyar dolaşan,
Geleceğe dönük zaman kipiyle,
Ceklemeyi, ceklemekten usandım.
Kopukluğu çaresizlik ipiyle,
Eklemeyi, eklemekten usandım,
Steplerin yaman olur şaplağı,
Süleyman diliyle yedi iklime,
Uçur hüthüt’ünü sal çeşit çeşit.
Cümle varlıkları çağır zikrine,
Onlardan haberi al çeşit çeşit.
Bilinmek isteği, muradı Hak’mış,
Kimi halklar bağlı, soyut zincirle,
Kimi hayvan gibi yarışıp gider.
Şeytan yorulmuyor, indir bindirle,
İyiler kötüyle karışıp gider.
Kudret, yakmak yıkmak, zulüm demekse,
Daldan dala uçar şu gönül kuşum,
Ne arar, ne ister danışamadım.
Kavgada nakavtım, güreşte tuşum,
Nefsimle küs oldum, barışamadım.
İdrakim gafletle her dem uyurdu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!