İnsana verilen her şey ödünçtür,
Zamanı gelince geri alınır.
Aksini düşünmek nede gülünçtür,
Oysa her şey fani, baki sanılır.
Her şey bize ödünç, her şey emanet,
O KİMDİR?
Deme ki nasıl? Neden?
Her an bir iş yapandır O.
Bir yüzden tecelli eden,
Diğer yüzden bakandır O.
Cümle mahlûkatla alâka kur da,
Rabbinden ilk gelen, fermanı oku.
Ve onun adıyla; Cebel-i nurda,
Kâinat denilen harmanı oku.
Yaratan; Hayata mührünü kazmış,
“Oku” diyor amma, o ulvi kitap,
Okuma özürüm var, yazmak kusurum.
Canıma işliyor, o özlü hitap,
Okutan olmazsa, nasıl okurum?
“Oku” dedi amma, kastı ne idi?
Okunası kitap, insanın kendi,
Bir harfinde nice umman gizlidir.
Ona “En şerefli mahlûktur” dendi,
Her bir hücresinde ferman gizlidir.
Emri İlahiyle yoktan gelinmiş,
Kendini âleme teşhir ederken,
Canlar pazarında sergin olmaz mı?
Bol kazanç peşinde koşup giderken,
Seni var edene vergin olmaz mı?
Nerdeyse yetmişe yaklaştı yaşın,
Bütün dünya senin olsa,
Adaletten sapma yahu!
Bir gönüllük yerin olsa,
Başka yerde yatma yahu!
Kendin ile kendin barış.
Dün sıcak bir dosttu, kristal ayna,
Bu gün küs benimle, neden bilinmez.
Kırk küsur senedir yaşadık güya,
Ne yaralar aldık, izi silinmez.
Geçen ömür san ki, kabuslu rüya.
Yaşar; öylesine sıradan biri,
Açlık sınırının altında Yaşar.
Taş sıksa un eder, yiğit ve diri,
Elinden tutulmaz aslında Yaşar.
Gayrimeşru güçler fırsat verdimi,
Rehin alan, Müslüman’a, kâfire,
İnancımı, imanımı yitirdim.
Vakıf oldum, batınına, zahire,
Hayvan gördüm, insan’ımı yitirdim,
Elinden tutardım, en zor gününde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!