Bilgeye eziyet, çile dert bela,
Yalan yanlış dolu, sorulan soru.
Bilmediğini bilmez, cahil cühela,
Ne kadarda kolay sanıyor zoru.
Soru var anahtar sohbet etmeye,
Nefsin şımarıp ta azdığı günde,
Benliği kınayıp sövebildik mi?
Ateşlere verip, çile örsünde,
Tevhit balyozuyla dövebildik mi?
Ayırım yapmadan yahşi ve yaman,
Kaliteli markaları,
Giymesinde payımız var.
Altın, yakut, hırkaları,
Düğmesinde payımız var.
Sosyetenin, entellerin,
Eğri yaydan çıkmış, doğru ok gibi,
Gittiği hedefi, vurmalı bir söz.
Maksadı aşmadan, engel yok gibi,
Asıl adresine, varmalı bir söz.
Dedim ki, dedi ki, demiş ki diye,
Sözü turşu gibi ekşitip durma,
Fikir süzgecinde süz de öyle gel.
Kalbine tapacak heykeller kurma,
Nefsinin başını ez de öyle gel.
Baş gözünle bak can gözünü aç,
O, yara açar,
Bilmez ki bedik.
Sobetten kaçar,
Yiyerek fedik.
İnadı katır,
İnsani değeri, onur vakarı,
Yakıp yıkan her şey, birer silahtır.
Gale alınmazsa, yalvar yakarı,
İşkence, zülümdür, büyük günahtır.
Dikte ettirilirse, okunan hutbe,
Kimse gönül evine,
Gelmek zorunda değil.
Sevgi duyup, sev-ine,
Yelmek zorunda değil.
Hiç kimse emeğini,
Kadim dergahına kör olan gözler,
Yunus'u bilmeden, Yunus arıyor.
Hakikat dururken, hayalde özler,
Zaman tuneline boşa dalıyor.
Bu gün Yunus gelse, iltifat görmez,
Hangi mukaddesi kirlettim ki ben?
Zincirle bağlanmış köpekliyorum.
Ne yaşlı bedenim, nede ruhum şen,
Kendimi kendimle Kötekliyorum.
Dertlerim içimde, vuramam dışa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!