Karanlıktan sıyrılıp, kızıl gün şafağa vurduğunda.
Selam durduğu an bir asker, Gök bayrağa
Dokuz tuğlu sancağı verin sancaktara
Toplanın ey insanlar Ayyıldız altında.
Nerde beylerim, paşalarım hanlarım,
Ciğer parem uzanmış yatıyor,
Yaralı Yüreğim, babam vakur anam ağlar.
Kan kırmızı tabutum, Ay Yıldız bayrağıma sarılı
O dağ gibi yıllara meydan okuyan
Boğazım da, nefesimi düğümleyen adam
Adı son kez zikredilirken minarelerde
Ta uzak denizlerden, diyarlardan
Onu son kez görmeye geldim
Daha dün gibi, baba ocağında,
Babam uzanmış boylu boyunca
Herkes toplanmış suskun,
Ah! Babam, canım, daha kırkında
Aldı götürdü seni felek, en güzel yaşında
Ben kapalı kapılar ardında yasım
Yokluk ve muhanetle gardaşım
Bana sorman adım ne
Ölümle yoldaşım..
Varlık anlamaz dilimden
O memnundur her halinden
Asuman altında asude gönlüm
Her karesini bilirim aşina ömrüm
Eyleme abes ile iştigal gülüm
Bilirsin bu bana, bu bana zulüm,
Evet sana ahestedir yürüyüşüm
Al bayrağı görüpte selam durmamak ne ola
Önüne gelipte; öpüp,alna koymamak ne ola
Dalgalandırmaksa gayretin, en yüksekte
Bire hadsiz! Yere düşürmek ne ola…
Söyle! Durmak! Yaraşır mı bize
Mecnunun dilindeki leyla bendim.
Leylanın dilindeki mecnun da.
Leylanın Mecnunu oldum, onda can buldum,
Mecnunun leylası oldum, onda hayat buldum.
Mecnunun Leylayı gezdirdiği çölde,
Gece karanlığı çöktüğü an
Aç kapını ben geleceğim
Aşıkların buluştuğu zaman
Aç kapını ben geleceğim
Ben geleceğim öteden beriden
Yetmiş kusur yaşındayım,
Bir hastane odası içinde
Gözümde puslu bir cam
Bugünde kapalı havam yağmurlu yine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!