kalbimi yoran bunca kirlilikten sonra
yorgunluklarıma sarılıp sessizliği seçtim ben.
ne bağırdım ne çağırdım,
bir kenara çekilip içime çöktüm usul usul.
gözüm gördü çok şeyi,
beden sessizlikle iyileşir,
çünkü en derin yaralar gürültüden değil,
duyulmayan çığlıklardan açılır.
bir odanın köşesinde,
ışığın perde aralığından sızdığı
o ince vakitte kalp kendi nabzını dinlemeyi
insan, kendi izini fazla ciddiye alır,
oysa zaman, adımlarımızı çoktan silmeye hazırdır.
bir rüzgar yeter,
bir yağmur,
bir unutuluş.
bir dua var gecede,
ama masum değil.
rahman’a yükselmiyor,
dişlerini sıkarak duruyor.
adını andım
bir gün anladım,
öğrenmek kitap sayfalarında başlamıyor
her zaman,
bazı gerçekler mürekkep kokmaz
insanın içine düşer ağır bir akşam gibi.
1.
bir sabah güneşi vurdu sınıfın camına,
ama ışık sızdı boşluğa, kaldı yalnız hatıra.
kalemler sustu, defterler hüzünle doldu,
bir öğretmen daha aramızdan zalimce soldu.
2.
ki insan
bildikleri sessiz bir dilde birbirine teşekkür ederken
yürekte kabullenilmeyen duygular
ve sevdikten sonra kalan yalnızlık arasında yaşar
insan bazen uyanır sabahın köründe
kendimi düşünmeye durduğumda fark ettim,
en arkada kalmışım meğer
ne yüksek sesim duyulmuş
ne de adım bir ihtimalin içine yazılmış.
geç kalmak değil yalnız acıtan,
belki de hiç çağrılmamış olmak
bir koşu bitirmedim bugün,
ne bir alkış vardı ardımda
ne de bir varış çizgisi.
ama içimde,
sessiz ve derin bir yerde
bir şey değişti.
ne kadar çok seviyoruz, içimiz taşar deniz,
bir bakışta kurulur dünya,bir gülüşte olur ikiz,
adını kalbime yazarım, silinmez sanırım iz,
oysa en çabuk silinen şey, sevgimiz, sevgimiz.
ne kadar çok seviyoruz, ateş düşer her yana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!