Ben ÖL’ümdüm.
Yaşarken, gözlerimden dile gelirdi heceleri yaşamın.
Geçen her bir günün hesabını yapan Tanrının defterine çalakalem yazılar yazdım kimine günah dediler, kimine sevap.
Doğumuma neden olan yaradılış hikayelerinden yazıldı tüm kitaplar.
Ne ölümdü beni alan,
ne de doğumlardı geri getiren,
Geceydi, düşe geldiğim anların içinde idi söylenen tüm sözler, kendi kalabalığında denk geliyordu başarıya ilmek ilmek dokunan mutluluklar. biliyordum neyi düşlersen O oluyordu. O’nu düşledikçe BEN olacağını fark ettiğimde ise adım mutluluk olmuştu. Ben, Sen, O, Biz olduk ne ala fakat gel gör ki hepsi nihayetinde ben idi. Düşlüyorum o vakit; SEN, BEN’im oluyorsun….
Bin ölüm bir doğum
Tadında
Pusuya yatan
Katillerin
Ellerinde
Yaşam buluyor
kabız olmuş görev atamalarıyla
sürdüm seni gövdemden
ve atmak için
içimden
bardak bardak
zeytinyağı içtim
Oysa bu dünyaya gülümsemeyi öğrenmeye gelmiştim. Gülmeyi aşağılayan zihniyetler arasından ağlamayı da unutarak büyüdük. Karı gibi gülme, erkek adam ağlamaz dediler. Ömrümüzden gözyaşlarımızı ve kahkahalarımızı yitirerek büyüdük. Şimdi öksüz bir bedenin içinde kahkahadan ve gözyaşından yoksun yaşama tutunmaya çalışıyoruz. Oysa gülümsemek için gelmiştik dünyaya. Gözleri yaşartırcasına gülümsemek için…
Gülün kaçıncı doğumuydu ki bu
beyazlar bürünmüş tenine.
Kırmızıyı yoldaş eylememiş miydi
düşerken sevgilinin omuzuna?
Sevgili,
gül kokulu gitmelerin içinde açmış yelkenlerini.
Bir yağmur damlası serptim sesime
Gölgesinde
Ebegümecinin yedi rengi
Görüntüsünde
Gülüşünün eşsiz ritmi
Esintisinde
yağmur yağacak ıslanacak dünyam,
bereket toplayacak yüreğim,
saçlarımdan süzülen damlalarla
yaşama merhaba diyecek dudaklarım,
merhaba güzellik diyecek gözlerim,
merhaba sevgi,
ey kalbime dolan ağırlık,
hüznünü yüklenmiş gecenin sessizce akan bulutları,
yine bir taşkın yaşıyor evrenimin bu en ücra köşesi,
yağacaksanız yağın artık,
kaplamadan ortalığı sisten yitişler,
insan olmanın en zor yanıdır sanırım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!