Başıma taş diye düşsen kaldırmam
Bağrımı hançerle yarsan aldırmam
Sem olsan kimseye parmak çaldırmam
Sen benim canımın canısın artık
Zevce i mekân da şehri ilhakkın
Özlem diyarında kanıp veliye
Öfke girdabında dönüp deliye
Kupkuru yaramı kanattım diye
Canına yandığım, ağzın, bala mı battı
Ağırlığım çekmez iken gramı
Ne vitrindi ne de kostüm
Ne libastı ne şal postum
Kesile kesile dostum
Bu hale geldim bu hale
Kavruldukça can ateşte
Neden geri bakıyorsun habire
Tutan mı var gidiyorsan buyur git
Sen sevdanı koydun diye kabire
Batan mı var gidiyorsan buyur git
Teslim edip kör şeytana özünü
Kurt kapanı değilse, nedir peki bu böyle
Tuzak üstüne tuzak, ne kadar sürer öyle
Lanet olsun dağlara güneşe yıldızlara
Hep ben mi eksileceğim hep böyle, sen söyle
Bir yanım kırık dökük
Kadın, meskendir, mekândır, alın teridir, erktir, emektir
Kadın şefkattir, sofradır, ekmektir, yemektir
Kadının olmadığı evde, yurt ta, yuvada
O Sofra, hiç kurulmuyor demektir
Kadın gecedir, gündüzdür, aydır, güneştir
Bir garbim titrer durur ellerim
Kimse bilmez ne giyerim, ne yerim
Bitmeyince içimdeki dertlerim
Derman bana ben dermana dargınım
Huzur denen kelimenin adını
Mecburum, olsam da aşkına yama
Neyleyim imkan yok sensiz olmama
Seni terk edipte giderdim ama
Deli gönül sensiz uçmak bilmiyor
Derman diye hep dert verdin yarama
Ağlayıp dururum o günden beri
Gündüzler bir yana tüm geceleri
Seni görmek için özlemle geri
Keşke gelmeseydim gelemeseydim
Hani söz vermiştik birbirimize
Duymadın mı, yüreğimden damlar kan
Beni böyle yapayalnız bırakan,
Gözlerimden bozbulanık şu akan
Seller senden vefalıymış gelde gör
Nasıl olur senin kitabın kuran




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!