El ne derse desin bana
Sevmişim vermem cihana
Gidene dek mezarıma
Esiremin esiriyim
Ne başımın, ne paşamın
Beni mi buldun felek
Kahpeliği yapacak
Genç yaşta yüreğimi
Ne vardı ki yakacak
Seni anlamıyorum
İnce karanlıklardan geçerken
Kalın izler bıraktığım yollarda
Haklı isyanlarıma yağan kurşunlar
Yüreğimin Ceplerinde dururlar hala
Atsam atılmıyor satsam satılmıyor
Dışarısı çok soğuk her yerde fırtına var
Hala benim yüreğim sığınacak yer arar
Arayan ben yanan ben ağlayan ben yar diye
Kim bilir seni nerde kim bilir kimler sarar
Yuh olsun kahpe dünya yuh olsun felek sana
Ey yedi tepenin üstüne kurulu şehir
Seni seyrediyorum seni, çamlıca’ndan
Uzayın dallarından asılmış gibi
Kor kızıllığındaki güneş batarken
Tependen tepene atlıyorum adeta,
Galata kulesinin, kız kulesine
Duydum ki uzaklarda yaşarmışsın yakınsız
Gezip dolaşırmışsın tenhalarda akınsız
Yüreğin kadar kanlı kılıcın kalmış kınsız
Akılsız, şimdi sevsen ne çıkar
Acımadan kuruttun sevda denizimizi
Üçbeş tanıdık gördüm dün sokakta yürürken
Ordan burdan sırayla konuştuk düzgün düzgün
Sessizlikte yaşandı arada bir dururken
Zaman geç olunca da ayrıldık üzgün üzgün
Her gece sessiz sessiz ağlıyormuş dediler
Derler aşkın gözü kördür
Akıl bırakmazmış erde
Çekilmeyen zorlu yoldur
Süründürür olmaz yerde
Akıl olmayan bedende
Onca yaptıklarıyla
Elzem olmaktan çıktı
Gözlerim yollarına
Her gün bakmaktan bıktı
Mum dibi karanlığı
Umutlarımı yıktı
Ömür denen kahpe hayat
Bir nefeslik boş saltanat
Yarın bile dünden bayat
Anla gönül anla artık
Taş, topraklı bir yalanın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!