Ey, kahpelerin karanlık yüzlerini
Işık sanan aymazlar,
Yirmi birinci asrın iki ayaklı
Hayvanları,
Tuzu kuru olanların
Yalakaları,
Ilgıt ılgıt esen rüzgar
Yardan bana haber getir
Ancak benin yüreğimi
Yar havası serinletir
Saçlarının kokusunu
Bakıp ta görüyorsan şahit gerekmez göze
Kolay mı vazgeçmesi gönül dönse de köze
Her şeyim açık işte ne lüzum var ki söze
Sen benim ilkbaharım ilk açan çiçeğimsin
Bir yanın şiir gibi bir yanın türkü sanki
Gidişine ne yaz uyar ne bahar
Ne vardı ki oralarda bu kadar
Bana bunca derdi reva gören yar
İki yakan bir araya gelmesin
Sahipsizin kış üstüne konanda
Sevişen gözlerde bir damlayız biz
Masmavi göklerde dolunayız biz
Hele ki dillerde ak sevdayız biz
İkimiz ikimiz ikimiz
Değişen edepten özden bize ne
Cemaline güneş olsam ay kızar
Yüreğinden uzak kalsam dert sızar
Anlamadım bu nasıl bir intizar
İki ara bir derede kalmışım
Sapaklarda bağlar gibi yol yolu
Ne tuzum var ne tadım
Bitiyorum her adım
Bari sen söyle bana
Bu ne derttir ustadım
Dalda yaprak olmuşum
Bilmem ki ne zaman biter bu keder
Yolda mı bırakır ihya mı eder
Ya bir gün bizi de ederse heder
Aklıma geldikçe içim sızlıyor
Hayata havluyu atacağımız
Buraya kadarmış demek buraya
Hoşçakal gül yüzlüm haydi hoşçakal
Elde değildir ki girmek sıraya
Hoşçakal gül yüzlüm haydi hoşçakal
Canımı toz edip dört yana saldı
Her havaya benzemiyor bu hava
Kendine gel hoyrat gönlüm kendine
Kaybedersen aynısından yok daha
Kendine gel hoyrat gönlüm kendine
Gövdesinden kopup düşen çalının




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!