Gönülden gönüle uçsan ne fayda,
Nasibin değilse gönül kırılır.
Sağlamdır deyipte tuttuğun dallar,
Düşeceğin varsa çürür kırılır.
Dört gözünü açsan pür dikkat olsan,
Bilmiyorum ne haldeyim, bilmiyorum ben kimim,
Sen nerdesin, ben nerdeyim , nerede benim yerim,
Bilmiyorum kimin için çarpar o pak yüreğin,
Bu muamma, bu kördüğüm ne yaptıysam çözülmüyor.
Bu bir yap boz değil ki, bir yapıp bir bozayım,
Sahi neydi bu duygunun adı..!
Kendine kaç kere söz versende aklından çıkartmayan,
Gecenin bir yarısında uyanınca, sabah kalkınca, gündüz dolaşırken hep gözlerini hatırlatan, namazdan sonra ismini dua dua avuçlarıma döktüren duygunun adı neydi...
Sahi neydi bu...
Kendine unut diye telkin etmene rağmen unutturmayan, kalp çarpıntın, yürek sızın, sevgisini bende ilmek ilmek işleyen bu duygu neydi.
Suskunlaştıran, içine kapatan, bütün cesaretini alan, seni koca bir adamdan küçük bir çocuğa çeviren neydi...
Deli taylar kadar özgürdü yüreğim,
Kement vurmaya gelmeyecek kadar sınırsız sevmenin ne olduğunu benden iyi kimse bilemez.
Severdi, karşılıksız ve bir o kadar saf.
Üzerinde titrerdi sevdiğinin.
Şimdi martılara atıyorum sevdalardan kalan kırıntıları,
Kalabalıklar içerisinde yalnızlığı çekiyorum içime.
Gittiğim yolum ol,
Kanadım kolum ol,
Sonum ol, sonum ol..!
Bugüne kadar ne kadar birikmişlik varsa içimde acıya dair,
Ne kadar varsa Fildişinden ok yarası,
Yüreğe dokunan bir ezgi gibi,
Sesinle huzur ver ömrüm değişsin.
Bir yabancı değil tavrın can gibi,
Bir nefes ol bana ömrüm değişsin.
Bir yalnızlık düşmüş benim payıma,
Gizli saklı, içten içe, köşe bucak seviyorum seni. Bir kargaşanın içine düşmüşüm kendi içimde,nefes alamıyorum. Yanımdan gelip geçerken, hüzün ile sevgi arasında sıkışıyorum. Ne hoşça kalıyorum sen giderken ne de kendime iyi bakıyorum. Yokluğunla yok olmak böyle bir şeymiş demek. Yok sayıyorsun, yok oluyorum. Ben sende az, sen bende çoksun esasen, çokluğunla azalıyorum,azaldıkça yanıyorum, yandıkça yokluğunla kül oluyorum. Bir rüzgar savuracak beni toprağa biliyorum. Dirhem dirhem hiç oluyorum...
Vazgeçmek miydi geç kalmakmıydı serzenişim..?
Onca karmaşanın içerisinde boşa mıydı debelenişim,
Yağmur damlalarının arasından ıslanmadan geçmeye çalışmakmıydı,
Suskunluğum kafamın içerisinde ki sesleri susturmaya çalışmakmıydı,
Yalanı yalanla kapatmaya çalışmak doğruyu geri getirirmiydi.
Namludan çıkan kurşun geri gelirmiydi acaba.
Nerden nasıl aklıma düştün bilmiyorum,
Seni görünce bir bayram sevinci düşüyordu yüreğime.
Bir bahar mevsimi oluyordu o dakika.
Ve sonra Sen geçip gidiyordun ve kaşlarım çatık kalıyordum olduğum yerde.
Suskunluğum bin kat daha artıyor,
İçime bin kat daha kapanıyordum.
Bahar ben, hazan ben, sıcak ben, ayaz ben, gül ben, bülbül ben, bülbüle tuzak kuran avcıda ben.
Ben Mecnun, ben Leyla, ben Kerem ve umutla bekleyen Aslıda ben.
Suçlu ben, hakim ben, mahkum ben, tabureyi koyan ve o tabureye tekmeyi vuran cellatda ben.
Vuslat ben, hasret ben, kavuşmak, ayrılık ben.
Ben senim, ben benim.
Ben aslında hiçbir şeyim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!