İnsan yoluna bakmalı şu hayatta. Boş hayallerle umutlanıp, kendini dipsiz kuyuya atmamalı. Yapması ne kadar zor olsada kendine meyletmeyen bir gönül kapısını zorlamamalı. Hayatına yerleşmeyecek, sadece gelip geçecek insanları çok sevmemeli. Yanmaya çalışan ateşe su dökmeli kendince. Bir rüzgara kapılıp harlamamalı o ateşi. Zaten kocaman bi boşluğu olan yüreği bu kadar yormamalı. Dua dua kaçmalı, tevekkülle boyun eğmeli, sığınmalı, sığınılacak en Yüce yere. Bazen gönül yanılır, yalnış anlar, bakmamalı yüreğin her dediğine. Yani hevesler kursakta, umutlar kırık bir vazoda, hayaller zaten hep yarıda şu hayatta. Yani :
"Mutlu herkes sen derdine yan yine,
Yan yüreğim sana düşen kor yine,
Sakın sorma ne yapayım ben diye,
Rüzgar vurur, yağmur yağar sönersin"
Kesme taşlı duvarın üzerindeki sivri uçlu korkuluklar batar göğsüme.Seyrettikçe matem kokan sokağın bir tarafı ölüm sanki. Kaldırımlarda yürüyen insanların başları önünde, bu matem havası ciğerlerine işlemiş sanki. Katran karası gecede tüyleri ürperten bi şey var. Bu soğuk gecede alnımda ter damlaları belirgindi. Bir dev oturmuştu göğsüme. Bi sıkıntı.Herkesin derdi kendine büyük işte. Kendimden bilirim. Herkes ayrı bir yere gidiyor. Garip bir topluluk olup çıktık. Kimsenin yüzü gülmüyor, kimsenin kimseyle konuşmaya dermanı yok. Herkes “aman biri bi şey sormasın” diye dolanıyor ortalıkta. Herkesin cebinde üç beş lira, herkesin üzerinde dünya kadar yük. Eziliyoruz, bükülüyoruz ve işin garip tarafı kimse halimizi bilmesin istiyoruz. Koptuk...! Evet koptuk, ruhsal bi çöküntü içindeyiz. Herkes depresyonda, herkes melankoli ve daha kötüsü herkes hasta olduğundan habersiz. Kesinlikle bu normal insan davranışları ve hisleri değil. Bi tevekkülsüzlük, bi ibadetsizlik, bi gaflet halindeyiz. Ne önünde kuyruklar oluşan psikologlar iyi eder bizi ne de psikiyatristlerin yazdığı reçeteler. Hastalığımız “ zayıf iman” şifamız sadece Yaradan..! Alnımız secdede, gönlümüz Rab’ de ve avuç avuç duaya sığınmadığımız müddetçe bu gaflet, bu gureba hal devam edecek, bilmiyoruz. Sığınacak liman ya arkadaş, ya sevgili, ya içki velhasıl binbir türlü günah zannediyoruzda bi tek Allah a sığınmak gelmiyor içimizden. Halbu ki fırtınadan kurtulmanın en iyi yolu fırtınayı yaratan Rabbe sığınmak değil midir. “O” değil mi bizleri binbir belayla, çeşit çeşit mutluluklarla sınayan. Şükrümüzü bilmiyoruz ki halimizin farkında olalım. İçilecek pırıl pırıl, berrak, tertemiz koskoca akarsu varken ,çölde bir damla su aramaya mahkum ettik kendimizi. Susadık hem de çok fena susadık. Dilimiz damağımıza, dudaklarımız birbirine yapışmışda,elimizi uzattığımız yerde su varken, biz inatla çöle doğru koşuyoruz. Gerçekleri, başımıza ne geleceğinide biliyoruz hani. Buna rağmen Kevser varken, irin dolu nehirlere atlıyoruz. Kaybediyoruz, hem de iki dünyayı birden. Böyle giderse elimizde tek kalan, bir cehennem ,bin azap olacak. Kendine gel ey müslüman..! Kendine gel..!
Gönlüne sevgiyi haram kılmışsın,
Tevazu yanına uğramaz oldu.
Şeytandan bir parça gördüm almışsın,
Kibrin uzaklardan görünür oldu.
Bir adım attında yer mi titredi,
Kim aldıiçimdeki “acz”i,
Kim mısraları okunaksız kıldı,
Yüreğe dokunmayan şarkı sözlerini kim yazdı,
Susamış gözlerin sahibi kim,
Sıradanlaşan bir ömür kime ait,
Kaç kere daha dönecek akrep yelkovan eşliğinde,
Süregelen bir hüsranın merhalesi her anım,
Fakire umut düşmüş çok yorulma ey canım,
Görmez misin her yan elem,dert, keder her bir yanın,
Bahar ayın sana ayaz, çiçeklere aldanma.
Bir çift göz yan desede kor ateşlerde yanma.
Gerçeği demedim yalan eyledim,
Adını sakladım bir sır eyledim,
Herkes yok zannetti, ben var eyledim,
Gönlüme gömdümde kimse bilmedi.
Bir sevda bağını talan eyledim,
Doğrusu eğrisi kalmamış artık,
Düzen menfaate göre kurulmuş.
Masumun geçtiği köprüler yıkık,
Bir dağın başında melek vurulmuş.
Kibir elbisesi giyen giyene,
Duymazsın ne bir söz, ne kelam benden,
Seni incitirim diye korkarım.
Ne bende cesaret, ne sevgi senden,
Ömründen silersin diye korkarım.
Seninle bir çift söz, biraz muhabbet,
Vurdumduymaz bir gönülün esaretindeyim,
Umudun karanlık zindanında,
İki dudak arkasındaki mahkûmiyetim zulüm..!
Gözleriyle bile idam edebilen bir cellâdım var.
Suskunluğu kurşun yarası.
Geleceğin belirsizliği,
Nedenleri vardır herkesin.
Bırakıp giderken, gideni seyrederken , gitme kal dedirtmeyen nedenleri vardır ve herkes kendine göre haklıdır.
Yüreğe dokunan , yazılmadan okunan, okundukça içini acıtan bir hikayesi vardır insanın.
Sonra tebessümü vardır, onca acının karşısında yüzünde tebessümü vardır ki sorma, içler acısı...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!