Baharım, sonbaharım, sona yakın baharım
Yeşilin veda tonunda yakaladım seni,
Güneşin, toprağa yorgun düştüğü zamanlarda
Avcunun içine saklanmıştı sanki sarıların hüznü
Görmezlerdi
Tebessümünde boğulurdun, bilmezlerdi
Gözlerin, tunçtan bir çekiç sanki
Bakma öyle, bakma
Kırılır tüm yeminlerim,
Un ufak olur; olurum
Bakma felaketim olursun
Bakma bana öyle,
Bin heyecanlı kelimelerim var
Yazamam hepsini ormanlar yetmez
Bin heyecanlı sözlerim var
Söyleyemem hepsini,
Vakitten tasarruf gerek
İnanma sen bahara, gökteki güneşe
Bir özlem düşer yoluma
Takılır düşerim, dizim kanar
Ağlarım çocukça,
El beklerim kalkmak için
Bakarım yanıma, kimse yoktur
Kalkmak kendime düşer
Deniz karşımızda, mehtap ayaklarımızın ucundaydı
Kayalıkların üzerinde, ellerimizin sıcaklığında aydınlanırken sahil
Insansızlığın verdiği duru sessizlik, okşamaktaydı kulaklarımızı
Ve bir meltemin, tenimizde özgürce dolaşan huzur veren tınısı
Kısacası sevdiğim, bir vakti değerli kılacak herşey vardı
Fotoğraf makinasının kadrajının sahteliğinde
Çaresizlik balkonundayım
Önüm deniz, çayım sıcak
Yanım noksan sadece
Düşünme beni, iyiyim
Buruğum sadece
Varlığının güneşini isterken
Çocuk gibi gel yanıma,
Bir akşam üstü
Duru bir sahilden esen
Meltem gibi dokun tenime
Sessizce gel, sokul
Seninle yazılmış bir lanet bu
Attım demiştim hani üstümden
Kaç yıl oldu, gitmemiş o pis kokusu
Aldığım her nefeste, kurduğum düşte
Senden bir parça bulmaktan usandım
Unuttuğundan eminim beni
Ve bitiyor hikayen
Öldürüyorum seni
Küçük bir şehrin kokusu var gibi
Yürüdüğüm kalabalık sokaklarda
Benin, bana verdiği sözleri
Tutmamamı söyleyen bir ben var ya içimde
Kurumak, çiçeklerde güzel olsun
Seninle yeşil olalım, güz bahçesinden içeri
Mesela, bırakalım kavruk bir sarıya yorgunluğu
Hatta, kahverenginin tonlarına hasreti asalım
Bırak, geride kalsın kurumak
Yüzümüze düşen yağmurla ayağa kalkalım
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!