Güz mevsimi olunca, inerler dağdan
Bu töre bize kalmış, ta eski çağdan
Her türlü, meyvemizi alırız bağdan
Tadı tuzu başkadır, şu bizim köyün
Süt sağmadan yıkanır, inek memesi
Tarlaya gitmek için, kalkılır erken
Sabah kahvaltısını, öyle de yerken
Öküzleri otlaktan, getirin derken
Türlü türlü yaşamlar, vardır köyümde
Çocuk uyutulurdu, ağaç beşikte
Gözümde tüter, dağı taşı toprağı
Kurusa da dökülmez, bağın yaprağı
Sis sarmıştır başını, dumanlı dağı
Üzgün üzgün bakarım, köyümüz hani
Kurumuşta açmıyor, bağın gülleri
Hadi sevgilim, gir artık koluma
Bin türlü engel çıksa da yoluna
Bir başkası, yakışmıyor yanına
İnan seni paylaşamam, sevgilim
Sevgiler yaşanır, insan aldırsa
Zehrettiler bana, ekmeği aşı
Baharım gelmiyor, göremem kışı
Durmadan akıyor, gözümün yaşı
Ateşi sönmemiş, köze dönerim
Hayat böyle gider, düzelmez gayrı
Pencerenin önüne, bir kuş kondu
Sanki seni bana, getiren oydu
Ağladığını, cümle alem duydu
Dedim üzmeyecek, küçüğüm seni
O çok küçüktür, sana ne söylesin
Nerde beleş varsa, başına konarsın
Pervane gibi, her tarafa dönersin
Dolu olarak, yer yüzüne inersin
Yağdığın o yerleri, sele döndürdün
Yetim hakkı yersin, ne geçer eline
İstemesen bile, bu kalbim sende
İnan ki aşkımız, durur o yerde
Suçlu olan sensin, arama bende
Hep seni bekledim, gelesin diye
Hala busen, durur yanaklarımda
Hadi gel dediğimde, gelmesende
Bakma öyle bana, bu kalbim sende
Suç sende değil ki, bendedir bende
Aşkından kavrulup, kül oldum şimdi
Niye küstün bana, dillerin susmuş
Neden küsüp benden, selamı kestin
Yanımdan geçip, rüzgâr gibi estin
Çeşmeye giderken, kırılsın destin
Kaderim bu benim, neylesin felek
Oturmuş gergefte, işlersin nakış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!