Bir ege türküsünde yanıyor yüreğim,
En yangın gecesinde bağlamanın,
Sol yanımdan kurşun mu yemişim?
Tutamamış mıyım yar elinden bir kez olsun?
Bahar mı gelmiş memlekete ansınızın?
Beter bana mı kısmetmiş?
Kır çiçekleri arasında sarı çiçekli bir diken,
Dokunanın canını acıtan,
Hiç kimsenin yanaşmadığı,
Koyunların bile.
Sarı çiçekli can yakan diken.
Sarı başaklar içinde kaybolup gitti umut,
Kara toprağa yar oldu ansızın.
Hayallerimi kırpıp yıldız yaptım,
Kara bulutlarına inat, gökyüzünün.
Şiirler ezberledim, şarkılar tuttum kendime,
Çorak topraklar gördüm,
Bekleme hayattan, umma; zira bizzat sensin en büyük mucize,
Çalış, çabala, dök terini ve ardından gülümse hayata muzipçe.
Zira ölüm var bu dünyada hayatı ciddiye almaya değmez pek,
Doğmanın ve yaşamanın manası yavaş yavaş ölümü beklemek.
Gözlerim seni arıyor kalabalıklar arasında,
Bir köşeden çıkıversen diye düşlüyorum,
Ellerim sen olmayınca yetim kaldı,
Saçlarımı okşayan yok, saçlarım öksüz sen olmayınca.
Aşımın, ekmeğimin tadı yok,
Sen yoksun diye.
Gönlümün kırsalında hüküm süren çöl iklimine inat,
Bu bahar, bu allı morlu çiçekler, bu renk cümbüşü kanat,
Bir meleğin bakışı,
Bir varmıştım,
Çok yanmıştım,
Ben kanmıştım,
Sen sanmıştım.
Oluyordu...
Toprağımın kokusu rüyalarımda cennetim,
Koyu, gri şehirler sizin olsun,
Yemyeşil kırlarda rengarenk çiçekler benim.
Bir derenin sularıyla aklansın bedenim,
Yemyeşil kavak ağaçları,
Çiçeklerimin kokusu
Ömrümün sonbaharlarından devşirdim bu ıssızlığı,
Felek terekesinden miras aldım bu sessizliği,
Hiçbir mekâna ait olmayan bu yersizliği,
Kardeş eyledim kendime kimsesizliği
Ve her yaprak düştüğünde bir yerim daha dondu,
Şirin ömrüm soğuk bir yetimhaneye döndü.
Biliyorsun,
Hiç dokunmasan kanamayacak,
Kanmayacaksın da,
Biliyorsun işte.
Yangınım yalnız beni yakıyorsa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!