Adamın fenerli olması doğal…
Fenerdendir en kolay kazançlar
Orada taraf tutmak da helal
Amigo iyi bir nutuk attı mı
Tek ağız bütün taraftarlar…
Yaşam boyunca tek başarım
Her adımda
Zamana ivme kazandırdım
Yolun yarısından sonra…
Umudumu gençliğe bağladım
Dar bir azınlık için
Karıştı büyük bir çoğunluk
Kalbine dinamit kondu birliğin
Kan aktı oluk oluk…
Köleleri, köleliğe inandırmaya çalışırken
Korkudur insanları sürü yapan
Bilinci olmayan günlük yaşar
Birbirine sarılışı hep korkudan
Cahilin kıyameti içinde kopar
Sürüden birinin kurban oluşu
Şimdi denilecek ki kriz emekliye nasıl yansır. Sabit bir geliri var, onunla eskisi gibi idare edip gider. Hatta köylünün imüğü sıkıldıkça, pazardan sebzeyi de daha ucuza alır… Emekliler bari ses çıkarmasın. Düşünmezler ki krizden aslan payını almaya çalışan tekelci sermayenin sinsi sinsi yaptığı zamlar en fazla onları etkiler…
Ama bizim asıl konumuz bu değil, işin bir başka yanından bakacağız. Krizle birlikte artan işsizlikten sonra, açlıktan ölümle yüz yüze kalan insanların sayısı o kadar arttı ki, buna paralel olarak hırsızlıklar da o derece arttı. Malum hırsızlıktan sonra çağırdığınız polis de, hırsız yakalanmaz, tedbirlidir, eldiven kullanır, parmak izi bulunmaz… sitede emniyet görevlisi niye yok? (emekli polisler güvenlik şirketi kurdukça bu baskı da arttı.) kapınıza emniyet kilidi taktırın, paranızı neden evde tutuyorsunuz gibi… hırsızdan çok ev sahibini suçlar nitelik baskın çıkınca, ev kadınları da kendilerine göre tedbir almaya başladılar…
Birincisi paradan daha değerli namus var. Hele İzmir’de gerçekleşen son olay dilden dile destanlaşarak yayıldıkça, çoğu insan parayı bile düşünmez oldu. Hani şu karşılıklı iki daireye hırsız girmiş, iki dairede de para bulamayınca, kadınları kucaklayıp karşı dairedeki komşusu adamın yatağına taşıyıp ‘’bir daha evinizde para bulundurmazsanız daha beteri olacak! ’’ diye not bırakılan olay var ya…Sabah olunca kadınlar kendisini komşu dairedeki adamın yatağında bulunca nasıl şok olmasınlar…
İşte bu olaydan ve tehditlerden sonra kadınlar bütün yaratıcı güçlerini kullanmaya başladılar… Benim hanım da pazar parasını ve gün parasını saklamak için yeni yöntemler geliştirmiş, dalga geçerim diye de bana söylememiş… Bulduğu yöntem, artık giyilmeyecek durumda olan eski elbiselerin cebine koymuş parasını ve bileziğini…
Bir gün kapıya bir yoksul gelince de param yok ama sana şu giyecekleri vereyim diye
o eskileri vermez mi? Verdikten hemen sonra daha o uzaklaşmadan jetonu düşmüş ve ‘’Ay
Bir başkadır Konak akşamları
Simyacının suyuna batırır gibi
Batırır serin sulara güneş tanrısını
Onun huzurunda utananlar şimdi
Sevişirler, gömerek karanlığa utancı.
onun düdük sesi
buz gibi havada
mermilerden keskindi
ve vücudumuzdan önce
beynimiz delindi.
‘’Sizi rahatsız ettiğimizden dolayı özür dileriz! ’’
Bir ağacı keserken balta sesinden rahatsız oluyoruz,
İnşaatçı verdiği görüntü kirliliğinden özür diliyor,
Kralımız odunculardan ve inşaatçılardan geri kalmıyor
İncelik gösterip,
Öldürdükleri insanlar önüne basını paravan yapıyor…
‘’Cumhur-Başkan’’lığın kokusu bile
Bir canlılık getirdi ülkeye.
Tecavüzlerde rekora koşuluyor
İş cinayetlerinde gene öyle…
Göçükte ‘’İhmal Yok! ’’ diyorlar
Çalışanları ise dinlemiyorlar
Evet ‘’7 Haziran’’ seçimleri 35 yıllık faşist darbe barajını, Kürtlerin önüne engel olarak konulan barajı yıkmakla tarihimizde önemli bir sayfa açmıştır. Özellikle Kürtlerin diyorum çünkü Komünistlerin önünü kesmeye yüzde birlik baraj bile yetiyordu. Kürtler bu noktaya gelebilmek için çok kayıp verdiler, çok acı çektiler…
Seçim barajından daha da önemli bir olay daha var ki, bana göre seçim barajından daha önemli, büyük ölçüde Kürtlere karşı beslenen önyargıları yıktı, son iki seçim. Terörist olarak, lanetli olarak yıllardır beyinlerimize işlenen, en güçlü iletişim araçları ile yetmiş milyonu Kürtlere karşı rabotlaştıran ve bu düşmanlığı kendi iktidarlarını sürdürmek için kullanan egemen güçlerin yalanlarını fiili davranışları, yazıları sanatları ve eylemlerindeki samimi barışçı davranışları ile göstererek önemli ölçüde yıktılar. Önyargılar ki yıkılması en zor olan bir şey… Faturası çok pahalı olmasına rağmen bunu ısrarla sürdürdüler.
Çocukluğunu yaşayamamış, yaşayamayan bir halk. Daha 12-13 yaşlarında hedef alınarak infaz edilen, cezalandırılan, mücadeleye girmek zorunda kalan, dili ve eğitimi önemsenmeyen ve baskılarla ucuz işgücü olmaya zorlanan bir halk…
Çocuk yaşında olgunlaşan, mücadelenin en olgun karakterleri olan Kürt gençlerinin ve analarının zaferidir bu…
Devlet terörüne karşı, devlete ders veren bir kadın, genlik ve toplum… Kendini beğenmiş kibirli yöneticilerin en fazla kızdıkları ve öfkelendikleri nokta da bu olmalı…
Bu güne kadar Bütün siyasi toplantılarda okulları, resmi daireleri, şirketleri en yüksek koltuktan mitinge katılmaları için yazılı ve sözlü tehditler savurdukları halde ‘’Anne ve babası tutuklanan, işkence gören Kürt çocuklarının taşlı eylemlerine ‘’Çocukları kullanıyorlar’’ diyenlere ders oldu. 7’den 70’e Kürt halkı tarihte ders vermeye başladı.




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.