İçimde hiç susmayan bir ben var benden başka
Der ki,”Uzun ince bir yoldan gidilir aşka.”
Kavuşmak için de ölümü öldürmek gerek,
Koklamak için ise gülü güldürmek gerek.
Geçip gitti bu ömrüm düş gibi,
Uçup gitti gençliğim kuş gibi.
Ne yazı gördüm ben ne baharı,
Yaşadım hayatı hep kış gibi.
Yağan yağmurlarda hep ıslandım,
Ömür dediğin nedir ki
Su misali akıp gidiyor işte
Bu dünya iki kapılı bir handır
Her gelen bir bakıp gidiyor işte!
Dost bilip güvendiklerimiz
Şu ömür dediğin nedir ki!
Akıp gitti işte sel gibi.
Gençlik,deli bir rüzgâr idi,
Esip geçti işte yel gibi.
Ölüm dediğin ne ki
İki metre yerin dibi
Üstü hayal,altı ebedî
Bakıyorum da yaşayanlara
Dünyayı yutmaya çalışıyorlar
Kim ederse Allah’a yürekten bir teşekkür,
Aç ve susuz kalmaz o kimse olsa da fakir.
Her canlının rızkına kefildir yüce Allah,
Fakat çalışmak gerekir deyip de bismillah.
Ceylanın gözünde
İnsanın özünde
Kitapların sözünde
Hep seni aradım.
Özlemişim denizi.
Mevsim kış…
Havalar buz gibi…
Denize koşuyorum nefes nefese
Sırtımda zırh gibi elbiseler…
Seviniyor martılar,
Kahve gözlerini sevdiğim güzel
Unutup düşmanı güldürme bana.
Bir selamı bile gödermiyorsun,
Gülüm,ne kötülük ettim ben sana?
Seni tanıdığım ay bir ekimdi.
En büyük düşmanımızdır bizim nefret ve kin,
Götürür insanı bataklığa en zamansız.
Kabul etmez bunu ne bir mezhep ne de bir din,
Bu bir kalp hastalığıdır ki,öyle amansız.
Yıkar bazen görkemli şehri acı ve zehir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!