Koşamaz,zincir taktık denilen o yağız at
Uçuyor şimdi takmış da bir çift çelik kanat.
Engelleri uçarak aşan bu asil atın
Bu son koşusunu bütün dünyaya anlatın.
Kır atlar,doru atlar,yağız atlar…
Hendeği nasıl bir hamlede atlar?
Yol mu dayanır bu yiğit atlara?
Bir adımda yolu ikiye katlar.
Tedavisiyle uğraştık biz yıllar yılı bir hastanın,
Hazırlığını yapıyoruz şimdi büyük bir destanın.
Tarihe sorun ki, ayak sesimizden tanır o bizi,
Dirilip tekrar geliyoruz, duyun ayak sesimizi !
Ey yüce mabet Ayasofya!
Sen ki,yadigârısın bize
Fatih Sultan Muhammed Han’ın.
Döndüreceğiz seni aslına,
Belki bugün belki yarın;
Ay damlarken gecenin bedeninde denizden
Türkü söylerdi balıklar mavi sahillere.
Bir masal anlatırken denizlere martılar,
Terk ediyor hükümdar ülkeyi cahillere.
Her gelen yıl
Bir çentik attı alnıma…
Aylardan ekim…
Yaşımı sorma bana
Ele veriyor beni
Her yaşta kadın erkek her insan bir anaya muhtaçtır;
Zira ki ana sevgidir,ana umuttur,ana yârdır.
Çünkü her yaşta her insanın kalbinde bir çocuk vardır.
Kara saçlı bulutları sürüklerken rüzgâr,
Kaçışıyordu azgın dalgalardan martılar.
Sürüklerken dalgalar peşinden denizleri,
Silinmiyordu martıların ayak izleri.
Çalarken uzun uzun sert rüzgâr ıslığını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!