Mehmet Ali Yıldız Şiirleri - Şair Mehmet ...

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir

Öyle bi adamım ya çok anlatılacak bir şey yok. Genel olarak bir şeyleri hallediyorum.

Mehmet Ali Yıldız

Karanlıklarda saklanır zihnim Hep bi cebimde taşıdığım karanlıklarda Boşluğu cilalar gözlerim Aklım, atın ölüşünde hala Hakkı avucuna isteyen gençlere Yargı merciliği yapan dedelere Bir nefretim var, alışılmadık bir renkte Dün gece Ruhumla kan kardeş olduk Nasıl oldu bilmiyorduk ama pişmanlık uzaktı Gönlümüzden akan kanı söndürüyorduk Parmaklar meşguldü, şırıngalar kırık Çok değil, azıcık etrafınıza bakın İşt orada, bir böcek can çekişiyor Ulan birinizde el etmeyecek misiniz Birinizinde kalemi anlatmayacak mı onu Ne gerekliydi ulan! Ne gerekliydi ben kanatlarımı yerken dur demeniz için İnsanlıks insanlık, namussa namus Vicdansa, emrhametse en alası Ne gerekliydi ulan beni bir tutam sevmenize Atam İbrahim'in duasıyım dedi peygamber Bunu duyanlar "biz kimin duasıyız" dedi Duydum, ve arttırıyorum Ben kimin bedduasıyım ki, Öylece yüzüme tükürdünüz, böylece dilimi değiştirdiniz Küfür eden Ve özür dileyen bir adam oldum ben İsmet'te şiir okudum Neyzen'den küfür öğrendim Didem'den anne çizdim kimsesizlere Ama yinede Bir pislik bulaştı üstüme Ama temizlemeyeceğim şu kış günü nefretime kanıt olsun diye Duvarımda şairler doğdu ve öldü Şu mezarlık suratlı duvarda yer kalmadı bana Haykıran yerlerimi, kanla doldurdum Kıştan nefret ediyorum Adamın içine öfkeli böcekler kaçırıyor

Devamını Oku
Mehmet Ali Yıldız

Kalem değil, kalemimin gölgesinden çıkıyor bir şiir Şair, bir kalemin gölgesinde gizlidir Ruhum bugün elimi tuttu Neymiş efendim ihtiyacım varmış Neymiş efendim boğuşmalıymışım hatalarımla Oysa ben Kelimelere saklanıyorum Küfür ediyorum Özür diliyorum İçi içip bir şiiri sarhoş oluyorum Böylece ıslatıyorum imgelerimi Korktuğum başıma geliyor Kendime kusuyorum kendimi Ben ben olsam bunu yapmazdım Bunluklarımdan benliklerim doğdu Değiştiğimi fark ediyorum yavaş yavaş Annemin tanışması gerek benimle tekrar Ya tamam, affedeceğim kendimi Ama önce tanrı affetsin beni Yüzümdeki morluk Ölümün hediyesi bana Temas sevmeyenin girersen burnuna Bir ufak mor çiçek açtırır suratına En büyük aşklar nefretten doğar Nefret ettiğim hatalarım koynumda bu gece Ölümde babacan adammış Baktı ki böceğin kemikleri çıkıyor Yara bandı uzattı düşen kaatlarıma Özgürlüğüm olmasa da İnsanlığım avuçlarımda Kış hala sert Kış hala böceklendiriyor beni Ama ben, yazı hatırlıyorum Hatrımdaki yaz için Bir kaç ben affediyorum

Devamını Oku
Mehmet Ali Yıldız

Bir küçük isyan şiiri İsmet'ten öğrendiklerimi kusma vakti BEN BİR İNSANIM ULAN NE BÖCEĞİ İnsanı ki tek hatam nefesler içinde Çiçekli böcekli hatalar yapmak Bilinizki affetmek zorluğu Kolay gelir benim kanatlarıma Uçmaktan yorgun kanatlarıma Hayalden ölüme uçan kanatlarıma Huzur ilacım kaçmakta Böcekten korkan bir yar sevdim ondandır derimki BEN BÖCEK DEĞİLİM Ölüm elimin altında İstese boğarım bi kaşık suda İstese köpeğim ederim bir mavi tasmayla Fakat ben Korkmak istiyorum Adam eder belki beni Şimdi bakıyorumda Hata yapmak, o kadar kötü değildir belki Kış hala böcekli Kış hiç değişmedi Ama bilki Tanrım Ben çok değiştim Artık affedebilirsin beni

Devamını Oku
Mehmet Ali Yıldız

Bu neyin cellatı Bu neyin maskesi Tanrım Söyle bana Bu sessizlik neyin kefareti Sırası geldi Bitmeyen kalemlerime ağıttır vakit Dünya uğruna, heba ettim şairi Bugün ilk defa Çırılçıplak bir duş aldım Üç yıl olmuş soyunmayalı "Benki hatalar Tanrısıyım Yıldızlar bağladım geceye Bağladımki gökde Hatalarınızı sayın Sayın ve hatırlayn üstünüzdedir onlar Çöpe atılan her dolu kalem kadar Suçsuzdur derdini anlatamadığın sokaklar" Buruş buruş bir kağıttayım şimdi Kim bilir kim çöpe atar kefenimi Yazmak uğruna yaşadığım zamanlar Bir sevda uğruna vuruluyor şimdi "Bugün sana biraz yıldız getirdim Beşerin şaştığına kanıt ceplerinde kurut onları Onları kurut Onları tuz gibi olana kadar ufala Sonra unut Onları unut Unut Tanrıdan gelen şartları Derdi yaşamak olanın Cebi hep mi doludur" TAnrım bana son bir şans verdi Affetmek için gelirken yanııma Yeni abalar ve süpernova fotoğrafları getirmiş Giyipte üstümü, bakınca fotoğraflara Yaşlanmak Ne görkemli Kimin yüzüydü kırık aynada bana bakanlar Kim vurdu bu denli çelikten sevdayı boynuma Bir Tanrı'yı unutturamasakda Demekki bir tanrıyı Saklayabiliyoruz kaygılarımıza Ömmrümden şairlik gitti sevda yolunda

Devamını Oku
Mehmet Ali Yıldız

Ve şimdi bir dağ başında Yırtık bir kağıttan haber yolluyorum Tanrım affet beni Arapçam zayıf Türkçe affet Tozkoparan nerede? Öte dağda hayal kuruyorum Tanrım Peşimi bırakıpta gitmeyen hatalar Tek dostum bu kentte İl ayak basışım bu dünyaya İl kez okuyuşum kendimi Ve tanrım, affet beni Türkçe sesleniyorum sana Küfür edebilmek kadar güzel af dilemek Bir kuyuydu yaşam mücadelesi Ardıç ağacına dayanmış bir kuyu Ve ben ölmeye yollandım Öldümde ne ala Atalarıma verdiğim sözü tuttum Ordan nasılım Tozkoparan? Düşmüş mü yüzüme karanlık Annem söylemiş mi beni sevdiğini Babam güvenmiş mi bana Günahlar kentinde, aç kalacağıma Yırtık bir sayfa uğruna Sakladım yalanla yamaladığım huylarımı Kaç sayfa ulan benim günahım Kaç para ulan yeni bir sayfa açışım Ki her gün, Kollarım benim yeni sayfalarım Unutmayınız beni, ve affediniz Özellikle sen tanrım Özellikle sen Affet beni Arapçam zayıf Türkçe affet

Devamını Oku
Mehmet Ali Yıldız

Bu çorapları başıma ben ördüm Yüreğimi tel tel ip edipte O kadına kazak örmeden önce Bir süre dinlenmeliydim Dinlemeliydim Koynuma giren o üç kediyi Dertleri belliydi Üçe bölüp pay pay götüreceklerdi beni Götürmelilerdi Sesimi kısmadan yorulmuş tütün çiçekler Beni çok uzağa götürmelilerdi Beni güldüre güldüre Öldürmelilerdi Ramak kaldı Ramak kaldı ağrıyan göğsümü delmeye Aksın diye ümitlenipte kaç kere Kaç gece İğneledi kendimi İğneni ucu sendin sevgilim Seninle sabitledim kendimi Hatırla Kalk ayağa ve beni değil Bir kuple ömrümde Güldürdüğüm yüzünü hatırla Şimdi bir kadın Gülmek için istiyor beni Verme Satma Beni unutma Unutursan geriye ancak Şakaklarımdan kızıl kancasına Anılar kalır Çiçekler kalır Öpüşler kalır Ben dahi kalmam Bizden geriye ancak Sen kalır

Devamını Oku
Mehmet Ali Yıldız

Kahırlıyım bu gece Çıkamayacağı çukura düşmüş bir çekirgenin yerine Veya ona olan benzerliğime Oysa insanlar sevmeliydi çukuru Şayet gökyüzünden daha gerçektir Toprak kokusu Bense toprağa olan benzerliğinden şiir okurum Çünkü bu, kediye selam vermenin en kolay yolu Çukurun dibindeki kemiklerdi Bana ömür biçen Kemikleşmiş burada tramvalarım Çıkar diyorsun ÇEKİRGE DEDİĞİN ÇIKAR Ağlamayı bilmeden güldürmeye çalışmak Ne kolay Bağzığına basıpta düşeni görmedim hiç Buna rağmen tembihler içinde yetiştirildim Ve böylece yetiştim sürünün geri kalanına Şimdiyse korkum Zıplamak Zıpladığımda inen Anne terliği bir de Korku kokuyorum bu aralar Oysa kağıttan başka yere kusmadım Gömleğime aşka dair çok şey döküldü Onuysa yorgun bir çakmak küle döndürdü Merak etmesin çakmak Affettim Gömleğin parasını istemem Açlıkla sınanıyorum bu aralar Şiire açım Yazmaya açım Muhtaçlığa açım Düşen tek şey şekerim olsa keşke Çünkü düştüğüm yeri doldurmuyor Yarım ağız bir kaç yetim cümle Hiç değilse küçük ayıyı anlatabilseydim sana Bende yorgunum ama Uykuda kaybettiğim çok hayal vardı Zakkumları sevdiğimi söylemiş miydim sana Zaten annemede sigara içtiğimi söylemedim Sana olan sevgim Zehirlerle iyi anlaşmaktan Sarılalım mı? Biraz daha muhtaç kalayım sana Muhtaç kaldığın eşyalar kadar olmasamda Bende çok anlam yükledim bana Şimdi çakmak ateşi bile anlam kazandı Gülü budamak özür sebebi memleketimde Öfkemden sıra gelmedi hüzne Hatırlat kendini Bir gün olsun mutlaka sana ağlayacağım Utanıyor insan çekirgeliğinden Ben, "yazık" denen türden bir çekirgeyim Ben; Mehmet Al Yıldız Kucağında kedi ile ölecek adam Vasiyetimdir Affetmem bu sefer Mezarımdaki menekşe solduğu an

Devamını Oku
Mehmet Ali Yıldız

Su yuttum, imge çölünden Bir bir boğuldum, battım Şiir yüzünden Sen burada denklem dışısın Annem duvar dibinde utanmıştı "Eline kitap vermek bir hataydı" Cin ali bir katildi Bunu bana Cahit Sıtkı anlattı Doktor beş doz Orhan Veli yazdı Aklıma koydum, gizledim Ama köpekler aklımı kaçırdı Merak etmeyin, bulacağım Kuyruklarına Eloğlu teneke bağlamıştı Nihayi zafer ölmekti İnsa, ölümü vallahi severdi Aşk, vatan, iman gibi mezelerle geçiştirildi Yokluğu bana Akif paşa yedirdi Vefasızım, kimine göre haksızım Annemin biricik oğlu Arkadaşlarımın Ayyaş adamıyım Vefasızlık lakaptan sayılmaz bile Benim yazımda renk çok Turuncu olmasa da olur And olsunki hellaleşmeyeceğim Teşekkürümü, çok önceden ettim Son sözümü söyledim İllak görürsün Küçük dağlar seninya, övünürsün Hakkım helal değil sana, bilesin Özür değil, teşekkür değil Hakkımı isterim, hakkımı isterim

Devamını Oku
Mehmet Ali Yıldız

Tanımıyorum ben bu insanlığı İnsanlıklarını dolar kurlarına satmış gibiler Tanımadığım bir adamın sigarası elimde Tanımadığım bir kadının ayak izi var üstümde Jelatini açılmamış anılar kurmaya çalışıyorum burada Çimler üstünde, çirkin bir halde Burada, ki burası tanımadığım anılara sahip Bir baba öfkeyle bağırıyor suratıma Ben, tanımadığım çocukluğumun desenlerini seyrediyorum İnsanlı dediğin son dişini yolda düşürürmüş Ben, yollardan diş topluyorum Tanışıyorum kimsesiz bir adamla Utanmaz arlanmaz bir de insan olmuş Siz insanlığı ana karnında unutmuşsunuz Ben 36 dişle gülen yüzümü Kızıma saklıyorum Eğer kaybedersem insanlığımı Yazık olur annemin mercimeğine Yazık olur babamın cebine sakladığım otuz lira "Sen sakalına yaşını saklayan adam Bacının yüzü suyu hürmetine Korkma bu kadar kendinden" Bir gün olur da Akarsa burnumdan insanlığım İlk tokadını atsın babam İl kez yüzüme tükürsün annem Ve güldürdüğüm o dilenci çocuk Ağlasın halime, ağlasın ki onu bile hak etmem Benim hak ettiğim Ölüme küfredilmesidir

Devamını Oku
Mehmet Ali Yıldız

Çizdim Köpeklerin önüne kemikli hatalar Annemeyse göz boyamalık başarılar Anlayacağınız Şiire benzettiğim yalanlarım var Amcamdan miras Jest ve mimiklere sahibim Onun bedava yaşadığı hayata Ben para verdim Üç beş demedim Cüzdanımda sinekleri gezdirdim Oysa bir bildiği varmış Beş para etmezmiş hayat Ondandır Din adamları bile çalarmış Üç beş kuruş hayat Boş adam değildir vesselam Bilir mesela kabir kazmasını Köyde de adetmiş, pekmezli yapmak Kabir kazan helvasını Dört keçisi vardı Birini ben geberttim Soyut kavramların kafasını taşla ezdim Kuvvetli adamdır vesselam Demir sopasıylan Dayağımı da yedim Yedim, yedim, yedim Çok afedersiniz fakat Pantolonumu kirlettim Tekrardan affınıza sığınarak Korkumdan, amele lekemle Eve bile gidemedim Var git yoluna bacım Ben kediyle anlaşacağım Baba yadigarı saatimle Ömrümü hesaplayacağım Bak öteye, orada daha mutlu yaşamak Çünkü ben ve saatim Burada matematikle boğuşacağım Doğru duydunuz, kabir kazarmış amcam Kabir başına bir tabak alırmış Adetmiş, üç kere kaşıklanırmış Her kaşıkta Giriş, gelişme ve sonuca selam çakarmış Seç bakalım okuyucu Bir konu da sen seç Şayet ben, bir taneyle yetinemedim Konudan konuya maymun olmak yadigar atalarımdan Fakat her konu da bu kadar cıvık değilim Vallahi bak Sen birde bana, kabir kazarken bak

Devamını Oku