Suretini görmeden sîretinle uyandım,
Karanlık bu dünyada duru sesinle yandım.
"Ruhun teni" demedim, ben ilk kez renge inandım...
Söyleyin... Nerede... nerede o hâreler?
On buçuk ay eridi servisin o dar köşesinde,
Sırrımı saklıyorum sükûtun her nefesinde.
Sessiz bir rüzgârın o narin gölgesinde!
Duyun beni... Nerede... nerede o hâreler?
Gözün fani perdesini basiretle aralarken,
Bir "Taş"ın vakarında bekledim ben hep erken.
Görmeyen bu şairi kahve rengi vurdu derken...
Ey sükût... Nerede... nerede o hâreler?
Toprağın en mukaddes, en derin tonu varmış,
Gönül körlüğü bitip can evimi o sarmış.
Bir meçhul nida gelip yüreğimden koparmış!
Haykırın... Nerede... nerede o hâreler?
Şimdi sustum, kelamım mısralara gizlensin,
Bu sessiz imtihanım defterlerde demlensin.
Vurun o mermer taşa, bütün cihan dinlesin!
Son kez... Nerede... nerede o hâreler?
Kayıt Tarihi : 30.10.2026 20:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!