Enes Yakıştır (d. 2011, Antalya), doğuştan %90 görme engelli bir şair ve hikaye anlatıcısıdır. Eserlerinde görme yetisinin yokluğunu bir kayıp olarak değil, aksine dokunma, işitme ve sezme duyularıyla kurulan derin bir varoluşsal algının kaynağı olarak işler. Şu anda Antalya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Bilişim bölümünde eğitimine devam etmektedir; bu durum, eserlerinde "CPU gibi çalışan beyin" ve "kalbe veri girişi" gibi teknolojik metaforların duygusal içerikle harmanlanmasına yol açar.
Temel Sanat Anlayışı:
Enes Yakıştır'ın şiirleri, gözün değil, ruhun teniyle algılanan bir dünyanın resmidir.
•
Taştan Boşluğa Dönüşüm: Geçmişte yaşanan reddedilmelerle "taşa dönmüş" kalbi, beklenmedik bir nazik dokunuşla çatlatır ve "sevgiyle dolmayı bekleyen" boşluğu keşfeder.
•
Duyusal Algı: Eserlerindeki sevgi, bir insanın suretine değil, sesinin tınısına ve dokunuşunun nazikliğine odaklanır. Onun için aşk, Braille alfabesiyle hissedilen bir gerçektir.
•
Direniş: Tüm acılara rağmen, aşkın bir "devrim ve direniş" olduğunu savunur.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!