Ay ışığında görünen uzaklık.
Kelebeğın ömrü kadar kısa,
karanlığa değen
büyük bir yaraydı;
parladıkça uzaklaşan
bir ırmaktı,
Hararetli bir sıcak başladı
Her yer yemyeşil
Çiçeklerın kokusu yayiliyor.
Kelebekler rengarenk
Kuş sesleriyle cıvıl,civıl etraf
Artık gömlekle çıkıyorum
Aynı duyguları yaşar herkes sanmışım,
Oysa duman bacamızdan geliyor.
Dumanı tüteni hiç görmemişim,
Anlatmaya yetmez kelimelerim,
Sürekli gelgitlerde bocalayan,
Benmişim…
Nasıl unutacağım
Biliyormusun
Biliyorsan bir yol göster
Sen beyazın ben esmer
Bozma zenginliğini yoksuluğumla
Ayrı dünyaların insanlarıyız
Gariptir bu günlüm garip gürünür
Sevenler hep farklı yere savrulur
Hayalı bile bana çok acı gürünür
Ölümden beterdır böyle ayrılık
Acılar yoğurdu yolun sonunu
Aklıma gece gündüz
Davetsız geliyorsun
Zaman mekan fark etmez
Günlüme giriyorsun
Her an ve her dakika
Vahşet artık her yerde
çocuklara,Kadınlara uzandı.
herkes “yıkacağız” naraları atıyor.
Yirmi birinci yüzyıl
Daha modern,ileri gideceken
İlkeleşip ,vampirleşmeye gidiyor,
Onlar küçüken hepsini sırtımda taşıdım
Gelirimiz yok,yevmiyelik işler yapardım.
Yemek bulamazken,bir yemek icad ederdım
Zor şartlar altında üç kız,üç erkek büyütüm
Gün yüzü görmedım onlar için uğraştım
Dünyada bulunmaz artık gölgesi,
Durmadan duyulacaktır hasreti.
Biliyorum, burda olmaz muradım,
Gölgesini görmek en mesrur anım.
Hasretinden yanar durmadan içim,
Baharla toprak uyanır,canlanır nebatlar
Rüzgarla salanır dallar,yapraklar
Çimenın güneşten kamaşır gözü
biraz ürkek, Taze başlangıç yapar
Hasretimiz görmediğimizdendir.
Çok baharın güzeliklerini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!