Mazlum Aydemirr Şiirleri - Şair Mazlum A ...

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Mazlum Aydemirr

Bu kalabalık nedir? Ne için toplandı tüm dostlar.. Neden yüzler asık... Eski mahalleden çocuklar., Liseden toplanıp gelmiş arkadaşlar.. Amcaoğlu, dayıoğlu, kuzenler.. Tanıdığım kim varsa toplanıp gelmiş... Yahu bu ne kalabalık.. ? Ne için toplandınız? Gözlerde yaş... Dügün değil.. Belli.. Ne için toplandınız.. Her yerden gelmişsiniz.. Yıllardır görmediğim, yüzünü dahi hatırlamadığım, akrabalar.. Daha dün kavga edip küstüğüm arkadaşım.. Oysa ne çok sövmüştüm! Sen neden geldin... Tekbirler duyuyorum kalabalık içinde... Bir feryat.. Yavrum.. Yavrum... Yavrummm. Annem... Niçin ağlıyorsun... Teyzemler koluna neden girmiş.. Allâh aşkına noluyor.. Bu ne kalabalık... Niçin toplanmış bunca insan.. Boynun niye bükük baba.. Sen konuş bunca insan ne diye gelmiş... Hâlâ tekbirler duyuyorum.. Kalabalık arasından.. Omuzlar üstünde tahtadan dört kollu... Öldüm mü...? Daha erken değil mi..? Edilecek tövbeler yarım kaldı.. Alnımda eksik seccadeler.. Gidemediğim Cuma'lar.. Nasıl hesap vereceğim şimdi... Hadi hadi dostlarım; Biraz daha atın üzerime toprak... Kaç kürekle örtülür günahlarım.. Biraz daha ağlayın... Kaç damla gözyaşıyla temizlenir, Kirlenmiş ruhum... Son toprak.. Etrafına taşlar.. Son fatiha.. Toprağa biraz su.. Son dua.. İmamın telkini.. Ufak ufak dağılan kalabalık... Tek tek ayrılan dostlarım... Durun gitmeyin... Soğuk.. Sessiz burası.... Bir başıma...Karanlık...

Devamını Oku
Mazlum Aydemirr

Cebeci istasyonunda bir akşam üstü yeniden gayba çalıyor yeniden can veriyor..


Cebeci istasyonunda bir tren ansızın altına alıyor tüm hislerimizi,
Ankara kalesinde ki çalar saat çoktan durdu...

Devamını Oku
Mazlum Aydemirr

Çiğ sütten de emsen bu kadar olur mu? Bir adem bu kadar hissiz zalim olur mu? Ne bilir insanlığı ne hak ne adalet... Anca makam anca ben ben ben... Ya hu hiç görmez misin "ben" diyenlerin, Kendinden başka bir şey görmeyenlerin, Adını Murat koysalar Murad bulamazlar, Deniz koysalar bir damla su bulamazlar... Anca ben anca makam... Ardını düşünmez miskin hayvan misali... Doysun gözünüz sizin de üç maymuncukar.. Dalkavukçular... Yiyin kavukludan arta kalanları. Siz sanmaya devam edin hesap sorulmaz diye.. Yediğimiz içtiğimiz yanımıza kâr kalır diye.. Unutmayın adem sormazsa onu yaradan soracak .. Bu hesap ademin sorduguna benzemez, Söylüyorum bil diye... Çiğ sütten de emsen, bu kadar olur mu? Bir Âdem, bu kadar hissiz, zalim olur mu? Ne bilir insanlığı, ne hak, ne adalet... Tek derdi makam, hep "ben, ben, ben"… Hiç görmez misin "ben" diyenleri, Kendinden başkasını bilmeyenleri? Adını Murat koysalar, murat bulamazlar, Deniz deseler, bir damla su bulamazlar… Yine "ben", yine makam... Ne ardını düşünür, ne sonunu bilir, Miskin hayvan gibi doyar, geriye çekilir. Doysun gözünüz sizin de ey maymuncuklar, Dalkavuklar! Yiyin kavukludan kalanlar… Sanın ki hesap sorulmaz size, Yediğiniz, içtiğiniz kalır yanınıza diye... Ama unutmayın: Âdem sormazsa Yaradan soracak. O hesap, bu dünyadaki gibi olmayacak… Söylüyorum, bil diye!

Devamını Oku
Mazlum Aydemirr

Teee küçüklükten belletirler, Ekmek ile oynanmaz nimettir. Ekmekle oynadınız adınız namerttir, Bunu anlayın ekmek ile oynanmaz. Beş kişi saydınız, çoluk çocuk onbeşiz, İki çocuk anne baba bildiğiniz eşiz, Hani diyordunuz ya Mudanya'da kardeşiz, Bunu anlayın ekmekle oynanmaz, Haktır bu hak yenince mutlu olunmaz, Sandınız ki susar bunlar hesap sorulmaz, Mazlumun hakkı heybenize kâr kalmaz, Ekmek bu ekmek, ekmekle oynanmaz. Bâtini; böyle geldi böyle gitmez, Bin yapsalar susma güçleri yetmez, Hak sensin haklı sen, söyle onlara, Ekmek bu ekmek, ekmekle oynanmaz.

Devamını Oku
Mazlum Aydemirr

Hangi çıkmazın çıkışındasın.. Hangi olmazların peşinde pervanesin. Sana dağ görünen çakıl taşlarından aş.. Çırpındıkça boğulmaktayım... Yakama yapışmış, vızıltılar.. Sesim duyulmuyor.. Bir rüzgarıyla temizlenecekken. Üflemeye gayretsizliği.. Hangi çıkmazın, çıkışında bekliyorsun.. Mecali kalmamış, kapatılmış kapıları.. Etrafı çevrili han duvarları.. Tellerle çevrilmiş, kiraz ağacı.. El atsan kesikler içinde.. Her adım serabamı.. Her söz muammaya.. Kavrulur kurur dudaklar.. Bir damla su verilmez mi...? Altı, üstü, sağı, solu sevdaya... Gitmeler bakmadan arkaya... Ne kolay... Gitmeler.. Gitmek mi.. Kalmak mı ızdırap... Aynası ikiside diğerinin... Korkaklığın faydası yok bu kavgaya.. Kaçışlar tek yönlü bir felaket... Barut tutuştu, yanmadan olmayacak..

Devamını Oku
Mazlum Aydemirr

Ölmeden uyanmalı insan... Kendinden kaybetmeden hemen önce.. Titreyip kendine dönmeli... Kendinden koparıp vermeden düşünmeli insan. Kim için? Ne için? Parça parça milim milim harcamaden ömrünü... Hangi toprağa serpmeden düşünmeli tohumu... Yeşerecek olan ne götürecek senden... Ölmeden uyanmalısın... Karşına çıkacak, iki yüzlü cellatlar.. Görmelisin sırtından hançerler yemeden.. Kevgire dönmeden hemen önce... Sezmelisin... "Onalar seni ısırmadan sen onları yemelisin".. Ölmeden uyanmalısın.. Kim vardı yanında, karanlığın kapladığı gecende.. Takılıp düştüğünde, tutacak diye beklediğin eller nerede? O eller yerine tekmelerle selam vermediler mi.. Uyan... Ölmeden hemen önce uyan... Düşün ölmeden hemen önce... Dinle kendini.. Kimse sana sen gibi olmayacak.. Sende olan senindir. Senindir sende olan.. Övecek olan da sensin sana.. Sövecek olanda... Dizlerini dövmeden.. Sen senden gitmeden.. Zamanın varken... Ölmeden uyanmalısın..

Devamını Oku