Hatırlatma bana kendini unutmuşken bu günlerde seni,
çünkü ben seni unutmaya çalışırken
hangi tarafımdan eksildiğimi bilmiyorum.
Bazen yolda görüyorum seni,
öyle ansızın çıkıyorsun karşıma.
Bir kaldırımın ötesinde,
bir dükkânın camında yansıman,
kalabalığın içinde tanıdığım bir yüz...
Sen geçip gidiyorsun,
ben olduğum yerde kalıyorum.
Sonra eski günler geliyor aklıma.
Bir cümlen, bir gülüşün,
bir zamanlar hiçbir anlamı olmayan
ama şimdi içimde koca bir hikâyeye dönüşen
küçük şeyler.
İnsan galiba en çok
bittiğine inandığı şeyleri hatırlıyor.
O gece uyuyamadım.
Saat üçü geçti,
sonra dört oldu.
Telefon elimde değildi belki
ama gözüm hep ekranı aradı.
İçimde bir yerde
senden gelecek küçücük bir haber bekliyordum.
Belki “Nasılsın?” dersin,
belki hiçbir şey söylemeden
sadece bir adım atarsın diye.
Ama telefon sustu.
Oda sustu.
Ben sustum.
Sabaha kadar tavana baktım
ve kendime aynı soruyu sordum:
“Bunca çabaya rağmen
neden hiçbir şey değişmedi?”
Unutmak için uğraştım.
Adını anmadım,
yollarını değiştirdim,
eski şarkıları susturdum,
hatıraların üstünü başka günlerle örttüm.
Olmadı.
Ne yaptıysam olmadı.
Sonra anladım,
ben seni unutmak istemekten çok
sana zarar vermekten korkuyormuşum.
Çünkü insan sevdiği birinin yanında olmak ister,
ama bazen gerçekten seviyorsan
uzakta kalmayı da öğreniyorsun.
Ben seninle olmak isterdim,
ama senden daha çok
iyi olmanı istedim.
Benim yüzümden üzülme diye
kendimi geri çektim.
Benim yüzümden kırılma diye
söylemek istediklerimi içimde tuttum.
Ve bütün bunları yaparken
elimden geleni yaptığımı sandım.
Belki de gerçekten yaptım.
Ama bazı kapılar
ne kadar beklersen bekle açılmıyor.
Bazı insanlar
ne kadar seversen sev
hayatında kalmıyor.
Bunu kabullenmek kolay değil.
Hele gecenin bir yarısı
telefonun başında hâlâ
“belki şimdi” diye düşünüyorsan...
Yine de içimde bir yer var,
kimsenin bilmediği.
Orada hâlâ
senden gelecek bir habere yer ayırıyorum.
Gelirsen diye değil belki,
gelmeyeceğini bilsem de
gelme ihtimalini tamamen öldürmemek için.
Çünkü bazı umutlar
gerçekleşmek için değil,
insanın içinde kalan son güzel şeyi
korumak için yaşar.
Ben artık seni aramıyorum.
Ama bazen bir sokaktan geçerken
gözüm seni arıyor.
Bazen bir şarkı açılıyor,
kalbim senden önce hatırlıyor.
Bazen gece oluyor,
uyku gelmiyor.
Ve ben yine aynı yerde
kendime yeniliyorum.
Sana söyleyemediğim onca şeyin arasında
en çok şunu söylemek isterdim:
“Ben seni unutamadığım için değil,
mutlu olmanı istediğim için gidiyorum.”
Belki bir gün
sen de beni tamamen unutursun.
Belki ben de bir sabah
adını duyduğumda hiçbir şey hissetmem.
Belki...
Ama bugün değil.
Bugün hâlâ biraz kırgınım,
biraz umutluyum,
biraz da yorgun.
Ve galiba insan
en çok çabalayıp da hiçbir yere varamadığında
yoruluyor.
Ben sana ulaşmak için
çok yol yürüdüm.
Sonunda anladım ki
bazı yolların sonunda kavuşmak yokmuş.
Sadece yürüyen adam kalıyormuş.
Ben de yürüdüm.
Arkamda seni,
yanımda eski günleri,
içimde söyleyemediğim son cümleyi bırakarak...
Ama ne kadar yürürsem yürüyeyim
içimde bir yer hâlâ sana dönük.
Belki hâlâ seni bekleyen
küçücük bir tarafım var.
Ve ben o tarafımı susturamıyorum.
Ne seni unutabiliyorum,
ne sana geri dönebiliyorum.
Ne beklemekten vazgeçebiliyorum,
ne beklemenin bir anlamı olduğuna inanabiliyorum.
Elimden geleni yaptım.
Belki de fazlasını.
Ama şimdi elimde
senden kalan birkaç hatıradan
ve gerçekleşmeyeceğini bildiğim
küçük bir ihtimalden başka hiçbir şey yok.
Yine de gece olduğunda
telefonu sessize almıyorum.
Belki ararsın diye değil.
Belki bu çaresizliğin içinde
insan bazen umudunu kaybetmeye bile
kıyamıyor diye.
Kayıt Tarihi : 12.09.2026 23:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
geçmişi mi özlersin geçmişte yaşananları mı?




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!